Bir Virüs Filmi: Cehennem

 Bir Virüs Filmi: Cehennem

Zenginlerin insanları insandan kurtarma dertlerini, çabalarını, iyi niyetlerini ve sözde kahraman olma arzularını anlamak çok zor. Evli değilsin, evli olsan evliliğin evliliğe benzemiyor; çocuğun olmadığından, mirasını ya da var edeceğin geleceği emanet edeceğin varisin yok; âşık değilsin, âşık olsan aşkın aşka benzemiyor. Hayvan ve doğa sevgisine dair bir merhamet görüntün yok. Ama dünya insan nüfusunun artmasıyla yok olacak diye de dünyayı ateşe vermek içinde gözünü kırpmayacaksın. İnsanları öldürerek insanlara iyilik yaptığına inanacak ve inandıracaksın.

Sömürü çarkını elinde tutan ve insana acıma duygusunu yitirmiş zenginlerin insan sevgisini işleyen filmlerin algısı zenginlerin insanlığı ne kadar çok önemsedikleri, dünyanın geleceği ile ilgilendikleridir. Sinema herhalde yoksul ve işçi sınıfına gökdelendeki şatolarında yaşayan zenginlerin düşündüğünüz gibi değildir mesajı vermektedir. Zenginler ne yapıyorsa sizin için yapıyor. Sizler için kendi hayatlarından vazgeçiyorlar. Servetlerini dünyayı kurtarmak adına harcıyorlar gibi alt metinler izleyicilere zenginlerin ne kadar iyi niyetli olduklarını göstermektedir. Zenginlerin servetlerini nerede, nasıl edindikleri ise filmlerin pek alanına girmiyor, girseler zenginler çokta şirin görünmeyecektir.

Bir çok değil hemen hemen dünyanın sonunu konu edinen bütün filmlerde zenginler dünya nüfusundan kurtulma derdine girmişlerdir. Geriye kalan yarısını da köleleştirecekler sanırım. Tabi dünya nüfusunun yarısını öldürmeyi matematiksel olarak nasıl tutturacaklarsa artık. Zenginler her konuda olduğu gibi rakamları da kesin ve net telaffuz ediyorlar. Hiçbir eleştirmende bu soruları nedense sormaz. Tek yapılan iş izleyicinin izlediği filmi izleyiciye tekrar yazı halinde anlatmak. Bir de birkaç beylik lafları da araya sıkıştırıp konuyu sulandırmak. Bizim eleştiriden anladığımız izleyicinin göremediğini göstermektir. Herkesin bildiğini yutturmak değil. Birazdan konu edineceğimiz “Cehennem” filmini eleştirenlerden kaçı filmde konu edinen Dante’nin İlahi Komedya’sını okumuştur. Tabii filmin uyarlandığı Dan Brown’un “Cehennem” kitabının okunup okunmadığını sormak istemiyorum. Filmin anlaşılırlığı birazda bu iki kitapta gizli…

Cehennem filmi yukarda da değindiğimiz gibi zengin bir kahramanımızın dünyayı kurtarma adına ürettiği virüsle dünya nüfusunu öldürmeyi, geriye kalanı ise pişmanlık duygusu tattırarak yeni bir dünya düzeni kurmaktır. Bütün servetine ve dünyada istediği her şeye sahip olmasına rağmen kendisini feda ediyor. Yeter ki dünya yok olmasın, insanlık akıllansın. İnsanlık neye, kime göre ve nasıl akıllanacak veya ders alacak, soruların cevabı yok. Ayrıca bir zengin kendi adına tanrıcılık oynaması ve insanların yarısını yok etme hakkını kimden, nasıl, neden aldığının da cevabı yok. İnsan öldürmenin haklılığını bir zengin kendisinde nasıl buluyor sorusu sorulduğu zaman zenginlerin anlayışı sorgulanacaktır. Bu sorgulama ile insanların sosyal sınıf yapısı da ortaya çıkacaktır. Zenginlerin insanlara sormadan insanlar adına karar alma rahatlığı ve cesareti nereden aldıkları da ortaya çıkacaktır… Tabii kaç zengin sürü gibi gördüğü insanlık için kendini feda eder bilinmez.

Filmler genelde soru sormaz, gösterir. Soru sormak izleyicinin işidir. Ancak beyazperdenin gizemi de biraz burada yatar. Seyirciye soru sormamasını da öğretir. Daha çok kabullenmişlik öğretir. Aksiyon, macera, polisiye ve bunları süsleyen efektler soru sormamanın önleyicisidir. Önleyicilerin amacı kabullenmeyi ve doğru gibi görünen yanlışların doğruluğu konusunda şüpheleri gidermektir. Şüpheler de giderilince her şey normal gelir. Yani zengin bir delinin durduk yere insanları öldürmesi doğru gelir. Deli zenginimizin elinde seyircininkinden fazla donesi vardır. Öyle ki ölmemiz gerektiği konusunda ikna olabiliriz. Üzerine de gelecek nesillere kahraman olarak tanıtılırlar. Zaten filmin kadın karakteri de bunu demiyor mu? Zaten tarihler kitleleri katleden kahramanlarla dolu değil midir? Çünkü tarihi de zenginler ve zenginlerin kalemdaşları yazıyor.

Birkaç damla ya da yarım litre sıvı ile dünyanın sonunu getirmenin adı virüstür. Korkunun ve yok oluşun adı virüs olunca da tehlikenin boyuta da ortaya çıkıyor. İlginç olan ise tehlikeyi ortaya atanların tarikat anlayışıyla buna inanmaları ve mücadele etmeleridir. İnsanların bir şeyler için yaşama, ölme ve öldürme anlayışın karşısında çoğunluğun bunu bilmemesi ve umursamamasıdır. Ölümün kol gezdiği yerde insanların hiç ölmeyecek gibi bir ruh halini de sergilemeleri de üzerinde durulmalıdır. Ölümü önemsememek, ölüme meydan okumak yeni bir ruh hali midir? Başkası için kendini öldürtmek anlaşılır görünmez. En azından ölümü göze alamayanlar ve bunu saçma bunlar için.

Cehennem filmi de klasik bir anlayışla hiçbir şeyden haberi olmayan bir dünya için savaşları konu edinmektir. Dünyayı yok etmek isteyenler, dünyanın yok oluşunu önlemeye çalışanlar ve bunlarında ortasında bundan habersizler, umursamayanların konu edinen film, her zaman ki gibi herkesin haklı olduğu söylemlerin içinde dünyayı kurtarıyor.

Osman Tatlı

osmantatli@gmail.com

Yorum Yap