BİR GÖNÜL DOSTUNUN ARDINDA

 BİR GÖNÜL DOSTUNUN ARDINDA

Misbah HİCRİ’nin  ardında

Benim için kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir durumdayım. Zor bir süreçten geçtiğimiz bu günlerde, dostlarımızın zamansız gidişi gibi hiç olmadı. Misbah hocanın vefatını duymak, geçmişin bir film gibi gözlerimin önünde geçmesi demek.  Misbah hocayı 2004’lerde tanıdım, ben o dönemde Gap ekspres gazetesini çıkarıyordum. Bir dostun tavsiyesiyle görüşmeye gittim ve öylece bir dostluğumuz oluştu.O zamanlarda haftalık çıkan Gap Ekespres ve Çağdaş Fırat gazetelerinde köşe yazarlığı yapıyordu.Hemen hemen her hafta görüşüyorduk.  Çıkmış kitap tanıtımlarına ve bazı etkinliklerine birlikte katılırdık. Zamanını en büyük kısmını edebi çalışmalara ayırırdı ve çevresini iy analiz ederdi. Urfa’yı çok iyi bilirdi. Bundan dolayı bilmediğimiz konuları kendisiyle istişare ederdik.  Urfa’nın adeta yaşayan hafızasıydı diye bilirim. Her haliyle içten ve samimi bir dostun yüreğiyle paylaşırdı. Hicri Hoca kimsenin yanında konuşmadıkları düşüncesini bana rahatlıkla paylaşırdı.

Ayrıca kendi mekanı olan Urfa işhanı benim gibi yüzlerce dostu da ağırlardı. Bilgisi ve beyefendi kişiliği ile tüm kesimlerce sevilen ve önemsenen ; Şair  ve yazar ayrıca bilgi deryasıydı. Benim için bir abi ve çıkacak kitaplarımı önce Misbah hoca okurdu ve eksiklerim olduğunda o yazının altını çizer, o şekilde bana gönderir sonrası O konu üzerinde istişare ederdik.

Misbah hoca, imam hatip mezunuydu, inançlı biriydi. Ama son zamanlarda iktidarın imam hatiplere biçtiği rolu kabul etmeyenlerden di. Kişiliği ile  toplumda öncü olduğunu , dini bilgisi ve edebi kişiliği ile yansıtırdı.

En son görüşmemizde Cemal Babaoğlu ile Misbah HİCRİ kütüphanesi  kurulması içinde kendisiyle görüş alış verişinde bulunduk. Buna çok sevinde ve kütüphanenin tüm edebiyatçıların  da beli zamanlarda sohbet, söyleşi, etkinlik için bir zaruri ihtiyaç olduğunu belirtik. Bunun için elimizden geleni yapmaya hazır  olduğumuzu belirtik. Misbah hicri gibi bir değerinin kitaplarını ve eserlerini korumak ve değerlerine sahip çıkmak adına Urfa’nın gerekli mevkilerinde bulunanları bu konuda gerekli hassasiyeti duyacağına inancımla

Merhum Misbah hocamın anısına saygıyla

Belki de bu dizleri, bundan sonra yazılmayacak.

HALİL DOĞAN’IN YENİ ŞİİR KİTABI
Misbah HİCRİ
misbahhicri@hotmail.com
“EVRENİN SESİNİ DİNLİYORUM”
Yıllardır basının içinde olan yazılarıyla ufuklara huzme düşürürken,  şiirleriyle de suya hasret çatlamış topraklar gibi yüreğimizi mısraları ile şenlendiren Halil Doğan’ı tebrik etmek başarılar dilemek erdemini sizlerle paylaşmak istedim.
“Evrenin Sesini Dinliyorum” yeni şiirlerinin can bulduğu dördüncü kitap. Bilgi paylaşımı anlamında bilmenizi isterim. İlk şiir kitabı “Şairler Ağladığında Mısralar Susar.” Ardından “Kör Ebe Düşler” okuyucularla buluşturdu. Halil Doğan anadiline olan borcunu  ödemek anlamında “Hinek Şîn Hinek Jîn” (Biraz ağıt, biraz kadın) ismiyle Kürtçe şiir çalışmalarını okuyucularla buluşturdu.
Şiir yaşamına gelince; edebi  çalışmaları ile insanın ruhuna dokunarak, yapıcı kavramlar, düşündüren olgularla sesini yükseltir.  Derinlikli yürek yangınıdır şiirin her mısrası. Bal arısı hamaratlığı ile nakış nakış işlediği mısralarla acısını, sevgisini, hasretini koyar ortaya. Toplumda yaşanılan acılara kedere ortak olur.  Işıltıya hasret beyinlere evrensel düşünceleri yaldızlayarak aydınlatma çabası onun sevdasıdır.
Seslerin bastırılmasına karşı o barışı, sevgiyi ve dostluktan yılmamış çıktığı şiir yolculuğun da toplumsal istikrarı anlamlandırma onun yüreğinin coşkusudur.  Dizelerindeki imgelerle, metaforlarla hasretin kavşağında, şefkatin diyarından gönlümüze dokundurduğu; “maviliğin çılgın çocukları/dalgalandırdığı deli kanatları” mısralar  nasılda işliyor sinemize,  Yetmiyor mu çocukluğumuzu bu kadar anlamlandırması… Engel tanımayan sözleri insanlık adına birer kazanımdır. O toprağa fidanlar için tohum serpiyor. Geleceğe umut vaad ederek.
O barış sembolü gökyüzünde kanat çırpan kuşlara, o sevginin timsali ceylanlara kıyanlara düşmanlığını mısralara döker. Sokak başlarında gözlerinde acı ve kederin, sefaletin seslenişi duyduğu çocuklara güneşin yüreklerine dokundurmak  ister, her dizede…
Güneşin Türküsünden payımıza düşün öyle çok onun son sözü “ikimize türkü söyle” diyor. Öncesini sizlerle paylaşmasam şiirin anlam bütünlüğü bozulur.”Dağ başlarında tomurcukları /yürek atışı adımları/Baştan dünya kurulacak gibi/ devam ediyor. Kitabı okumanız lazım yoksa bir kaç mısra ile şairin ifadelerinden haz alamazsınız.
Halil Doğan, Mezopotamya’nın sarı sıcağında, İbrahim’in Nemrut’a karşı verdiği mücadeleyi  şiirlerinde sürdürerek zulme karşı her dizesi bir isyan yumruğudur adeta.  Şairlik kulvarında yer arayan şair bu yeni kitabiyle bir kez daha okuyucuların duygularına tercüman olma gayretinde olduğuna inanıyorum.
Şairin sesini isyan olarak görsen de aslında barışın sesidir her dizesi… Yeri gelir tavsiyelerini eksik etmez. O her sözü ile insan haklarına gösterdiği saygıdan dem vururken, özgürlüğe olan düşkünlüğünden en güzel sözü söyleme gayretini gösterir. “öyle boynunu bükme/ zaman kötü deme/ düşme hainin eline/ susma öyle /susarsan yıkılır yüreğin.” Her mısrada ayrı bir giz ayrı bir erdemle ses vermektedir.
Şairin hayat hikayesini paylaşmak istedim. Şanlıurfa’nın Bozova ilçesi Kevik köyünde 1972 yılında doğmuş. Aslında ben şairlerin doğumu, okuduğu okul ve yaşadığı yerlerle pek sayfaları karalamak istemiyorum. Bana göre bu söylemler artık demode oldu. Şiirlerini karıştırırken Onun işte hayat hikâyemiz diye yazdığı bir şiiri paylaşarak onun yüreğinden gelen hayat hikayesini öğrenmiş olursunuz. Halil Doğan nasıl acılarla yoğrulmuş ki onu bu kadar derinlemesine şiirine işlemiş. Hem doğup yaşadığı topraklarda ki hüznü, hem sevdanın çektiği acıları anlatırken  yürekleri burkmaktadır.
 “Bu topraklarda acı yoğrulur / Uzaktır bize mutlu günler /Yaşam ölüm ile eş değer/Direnenlere Ateşten gömlek giydirilir /Bir kuş uçumu /Özgürlük yoktur /İşte bizim hikayemiz budur /Gelinler tacı ile vurulur /Yetim evlatlar /Gözü yaşlı babalar /Ana yüreği çile doludur/Toprağa düşen yiğitler/ Geri dönmeyen çocuklar /Faili meçhul kayıplar/ Birde sebepsizce vurulan anılar /Sevdalar ölüm kokar /Mezopotamya acıların annesidir/ Gökyüzünde dökülen yağmur gibidir/ Annelerin yanağından dökülür /İşte bizim hikayemiz budur/ Deştikçe yarayı derine iner /Yürekler acı ile inler /Bu acılar ne zaman diner/ Gidenler gider birer birer/Acılardan bir demet papatya dır /Kokladıkça zehirler/İşte bizim hikayemiz budur”
Şiir düşünmenin ürünüdür. Şiir yüreğin sesidir. Okudukça insanın ufku aydınlanır. Şair misyon yüklü, topluma karşı sorumluluğu olan kişidir. Halil Doğan’ı yüklendiği bu sorumluluktan dolayı kutluyorum.

Yorum Yap