UYUTAN ELMA

 UYUTAN   ELMA

Şimdi bu görsellerden kırmızı elma ve ağaçta asılı kalmış geyiklerin ne alaka olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Hemen benim için ne ifade ettiklerini açıklayayım.

Kırmızı elma görünce aklıma pamuk prenses ile yedi cüceler hikâyesi geliyor. Hepimizin çocukluk çekmecesinde muhakkak yer alır. Oradaki cadı kırmızı elmayı pamuk prensesimize verir ve ortadan kaybolur.

       Prensesimiz masumca elmayı ısırır ve uykuya dalar. Ben artık o hikâyedeki cadıdan normal hayatta da çok görmeye başladım. Biraz da güncellenmiş halini anlatayım size. Evet, cadı figürümüz en yakınımızdaki bizi kıskanan negatif enerji yayan bir baltaya sap olamayacağımızı söyleyen acınacak gözlerle bakan sürekli olumsuzluklardan söz eden insanlar. Elma ise bizim bunlara inanıp kendimizi bir hiçmiş gibi algılamamız ve sonsuz bir uykuya ya da sarhoş gibi etrafta dolanmamızın figürü. Tıpkı İskandinavya’nın ormanda fermente olan elmaları yiyip sarhoş olan geyikleri gibi oluruz. Kendimizi kandırırız.

  Evet, o cadı ve elma görevini tamamlamıştır. Peki, biz bu etkiden nasıl kurtuluruz? Tabi ki farkına vararak. Etrafımızdaki cadıların farkına varıp elmalarından yemeyip uyumadan uyanmamız gerekir. Çünkü biz de kendi hikâyemizin baş kahramanıyız.Kim olduğumuzu kendimiz belirleriz.

 

  Kaderimizin dizginleri bizim ellerimizde. Ve son olarak mutlu olmanın tek yolu sevgiden geçer. Sevmedikçe hayatımızın bir değeri yoktur. İyi uyanmalar😊

Yorum Yap