Tıbbın Babası Hipokrat’ın Hayatı ve Sözleri

 Tıbbın Babası Hipokrat’ın Hayatı ve Sözleri

Tıbbın evrensel bir dehası olan Hipokrat, hekimliği, mitolojiden ve dinsel düşüncelerden tamamen kurtarıp, gözleme ve deneyime dayanan, akılcı bir doğa bilimi durumuna getirmekle kalmayıp, aynı zamanda tıbbi etiğin kurucusu da olmuştur. Yaklaşık 2500 yıldan beri bütün hekimler, derin takdir ve minnet duygularıyla, onu tıbbın atası olarak saymışlardır.

Hipokrat, M.Ö. 460 yılında, tarihte Küçük Asya diye de isimlendirilen Anadolu’nun batı kıyısının çok yakınında yer alan Kos (İstanköy) Adası’nda doğdu. Yaşamının bir bölümünü Kos Adası’nda geçiren Hipokrat’ın babası hekimdi.

Paweł Kuczyński, Picture

Yaşamı hakkında somut olarak hemen hemen hiçbir şey bilinmemektedir. Hatta onun yaşamı, halk arasında yaygınlık kazanmış söylentilere bağlanabilmiştir. Örneğin bugün Kos’un ortasındaki büyük bir çınar ağacının, Hipokrat’tan günümüze kaldığı ve altında öğrencilerine dersler verdiği söylenmektedir.

Paweł Kuczyński, Lighthouse

Hayatını, dinsel inançların ve mitolojinin tıbba girmesine karşı koymaya adamış, hastalıkların tümünün, insanların doğa yasalarına aykırı biçimde davranmasından ileri geldiğini savunmuş ünlü bir hekimin yaşamına mitolojinin karıştırılması ilginç bir paradokstur.

Paweł Kuczyński, Violin Inspiration

Söylenceye göre Hipokrat, Grekler’de Tıp Tanrısı olarak kabul edilen Esku-lab’ın (Asklepios/Asclepius) soyundan gelmektedir. Kimi yayınlarda, Hipokrat’ın Esku-lab’ın onaltıncı oğlu olarak anılması, onun seçkin bir hekim olması nedeniyle, Esku-lab’ın manevi çocuklarından biri olarak sayılmasından kaynaklanmaktadır.

Hipokrat’ın ilk öğretmeni babasıdır. Hipokrat’ın iki oğlu vardı; onlara hekimliği o öğretmiştir. Oğullarının adları Thessalus ve Dracon idi. Bir kızı vardı ve damadı o dönemin ünlü bir hekim olan Polybe idi. Kızlar o çağda hekim olamıyorlardı. Erkek torunlarından birçoğu onun adını (Hipokrat III, Hipokrat IV ve nihayet Hipokrat VII) aldı ve hepsi de onun okulunda hekim oldu.

Paweł Kuczyński, Cane

Hipokrat Eski Yunanistan, Mısır, Trakya, Anadolu, Makedonya gibi birçok yeri gezdikten sonra, Kos Adası’nda Tıp Okulu’nu kurmuştur. Bu, onu günümüz tıbbının babası olarak saymamızın gerçek nedenidir. Ölüm tarihi bilinmemektedir. Çeşitli yayınlarda ölüm tarihi yaklaşık ve değişik olarak belirtilmiştir. Ünlü tıp tarihçisi Charles Singer, onun yaşamının en aktif döneminin yaklaşık olarak M.Ö. 420 yılından başladığını ve ölüm tarihi olarak 359 yılı kabul edilirse, onun 101 yıl yaşayarak, büyük bir hekim için uygun düşen uzun bir ömrü olduğunu belirtmektedir.

Paweł Kuczyński, Memorial

Kendisinden daha genç olan çağdaşı ünlü filozof Platon, Protagoras isimli eserinde, Hipokrat’ı, “Asklepios soyundan, Koslu hekim Hippocrates” diyerek anmakta ve hekimlikteki üstün yeteneğini dolaylı olarak anlatmaktadır. Hipokrat, tıbbı mitolojik ve dinsel kavramlardan tam anlamıyla arındırarak, gözleme, deneyime ve akılcılığa dayandırarak açıklamasını, Corpus Hippocraticum (Hipokrat kolleksiyonu, Hipokrat külliyatı) diye bilinen bir dizi ünlü yapıtta yapmıştır. Bunların toplam sayısı, kimi yayında elliyi, kimi yayında yüzü biraz aşkın olarak belirtilmiştir. Bunların tümünün tek bir kişinin, yani Hipokrat’ın kaleminden çıktığı hususu, sayıları gibi tartışmalı olmakla birlikte, tümünde onun tıpsal bakış açısı, ahlaki değer yargıları bakımından benzerlikler bulunmaktadır.

Paweł Kuczyński, Useful

Hipokrat hekimliğinin çok önemli ilkelerinden biri şudur: “Hastalık yoktur, hasta vardır. Hastalar somuttur ve hastalığın özelliği olan belirtileri hiçbir zaman aynı ölçüde göstermezler. Hasta, içinde bulunduğu zamanın ve iklimin etkilerine olduğu kadar atasal geçmişin etkilerine de bağlıdır. Alışılmış yaşam biçimi, mizaç, beslenme, morfolojik tipe ilişkin farklılıklar, yüz ifadeleri, ter, idrar, dışkı değişiklikleri, uyku, rüyalar v.s. dikkate alınmak suretiyle, hastalığın gidişinin nasıl bir durum alacağı önceden söylenebilir.”

Paweł Kuczyński, Iceberg

Aforizmalar, Hipokratik koleksiyonun en ünlü yapıtı olup, bizzat Hipokrat’ın yazdığı kitaplardan biridir. Bu, çok özlü biçimde ifade edilmiş, genel düşünceler dizisinden oluşmaktadır. Bunların çoğu, daha sonraki çağlardan klinik deneyim birikimleriyle doğrulandığından bir bölümü tıbbi ortak kanı haline gelmiş, kimisi de halkın kullandığı atasözlerine dönüşmüştür. Charles Singer, Aforizmalar’ı, Hipokrat’ın yaşlılık döneminin eserlerinden biri olarak, yaklaşık M.Ö. 380 yıllarında yazdığını düşünmektedir.

Paweł Kuczyński, Audiobook

“Hayat kısadır, sanat uzundur, fırsat kaçıcıdır, deney tehlikelidir, yargılama zordur. Hekim yalnız kendisi için değil, fakat aynı zamanda, hasta, hastaya bakanlar ve onun içinde bulunduğu dış koşullar için de uygun olanı yapmalıdır.”

“Yaşlı kişiler perhize çok kolay katlanırlar; erginler, gençler ve çocuklar buna hiç tahammül göstermezler.”

“Vücudun herhangi bir yerinde ağrılı bir hastalık bulunduğu halde, ağrı duyulmuyorsa, mental bir rahatsızlık vardır.”

Paweł Kuczyński, Thanks To All For Help

“Bütün hastalıklar her mevsimde görülür, ama kimisi belli mevsimlerde daha fazla görülür ve daha şiddetli seyreder.”

“Vücutta sıcaklığın ya da soğukluğun duyulduğu yer, hastalığın bulunduğu yerdir.”

“Sebepsiz yorgunluk, hastalığın habercisidir.”

“Hastanın aklının yerinde olması ve besinlerden tat alabilmesi iyi birer belirtidir; tersi kötüdür.”

Paweł Kuczyński, Ocean

Hipokrat’ın kitapları içinde hiçbir kısım, Hipokrat Andı denilen bölümden daha veciz biçimde, Hipokrat hekimliğini anlatamaz.

“Bütün Tanrılar huzurunda, onları tanık tutarak ant içerim ki yeminimi, aşağıdaki sözümü tüm gücümle ve yeteneğimce yerine getireceğim. Tıp hocamı, anama babama eşdeğerde sayacağım. Varlığımı onunla paylaşacağım; gerekirse onun ihtiyaçlarını karşılayacağım. Çocuklarını kardeşlerimle bir tutacağım. Onlar hekimliği öğrenmek isterlerse, kendilerine ücretsiz ve karşılıksız olarak öğreteceğim. Kuralları, sözlü dersleri ve öğretimin öteki bilgilerini, oğullarıma, hocamın oğullarına, tıp yasasına uygun antla ve yükümlenmeyle bağımlı öğrencilere öğreteceğim. Başka hiç kimseye öğretmeyeceğim. Hastaların bakımını, aklımın ve gücümün yettiğince, onların yararına olarak yöneteceğim. Tüm kötülüklerden ve haksızlıklardan kaçınacağım. Benden istenmiş olsa bile kimseye zehir vermeyeceğim ve böyle bir telkinde de bulunmayacağım. Hiçbir kadına düşük ilacı vermeyeceğim. Yaşamımı dürüst ve temiz geçireceğim; sanatımı böyle yapacağım. Mesane taşı ameliyatını yapmayacağım; ameliyatını bu işle uğraşana bırakacağım. Hangi eve girersem gireyim, her türlü kötülükten kaçınacağım. İster özgür, ister köle olsun erkek ve kadınların bedenlerine kötülük yapmaktan sakınacağım. Her eve hastaya iyilik amacıyla gireceğim. Sanatımı yaparken, gördüklerimi ve işittiklerimi, sır saklamayı bir görev sayarak, kimseye söylemeyeceğim. Bu andımı yerine getirdiğim takdirde, yaşamımda ve mesleğimde mutlu ve yararlı olmak, insanlar arasında saygı görmek Tanrıların bana lütfü olsun. Bu andıma bağlı kalmazsam dileğimin aksi olsun.”

 

Kaynak
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası, Cilt 50, Sayı 2

Yorum Yap