Acı Aşk: Aşkın Dramatize Edilişi

Aşk bireysel şekillenen bir duygu yoğunluğu nedeniyle kalıpları olmadığından tanımlamak ve standart bir temelle dayandırmak imkânsız. Aşk gibi bir olgunu bireylerin inisiyatifinde olması aşk okumalarını derinleştirmektedir.
 Acı Aşk: Aşkın Dramatize Edilişi

Aşk bireysel yönü ağır basmasına rağmen bireyin toplum tarafından etkilenmesi nedeniyle de aşk toplumsal bir olguya geçiş yapmaktadır. Dolaysıyla bireysel yaşanan aşk bireylerin ortaya koyduğu bakış açısı ve yaşama biçimiyle genel özellikler ortaya çıkarmaktadır. Bu göstergede aşkın bile toplumsal yani kültürel normlardan bağımsız olmadığını hatta aşka çoğu zaman toplumun yön verdiğini söyleyebiliriz. Aşklarda yaşanan krizler ve çıkmazlar bu toplumsal izlerin etkisidir. Bu da aşkın toplumsal etki karşısında yenildiğini, bazen de geri çekilmek zorunda bırakmaktadır.

Bireyler aşkı hep kontrolleri altında tutmak için çabalar ve aşk kontrollerinden çıktığında yaşam dengeleri alt üst olur, bozulur, ciddi sarsıntılar geçirirler. Toparlanmaları ise aşkı kontrollerine geçirdiklerinde olur. Bu kontrol mekanizması ya da aşkın etki ve tepki olayı cinsiyetlerde de değişmektedir. Erkeklerde erkeklik yaklaşımı, kadınlarda kadınsı yaklaşım aşkın yaşanışta belirleyici olsa da bazen bu yaklaşım göz ardı edilmektedir. Çünkü erkeğe erkeklik, kadına kadınsı yaklaşımı toplum kazandırmaktadır. Toplumun içerisinde yer edinen makam, ekonomi, eğitim, aile yapısı vb. alt yapıları da hatırlatalım. Birey bunları lehine kullanır aşkta.

Sinema aşk örneklerini seçerken toplumun şekillendirdiği ve bireyin iradesinin arkasındaki nedenleri sorgulayacak tiplere dikkat çeker. Toplumun bireyde etki bıraktığı erkeklik ve kadınsı yönlerin etkilerini konu edinen örnek filmlerden biri de Acı Aşk’tır.

Acı Aşk bir erkek, üç kadın etrafında dönen aşk ilişkisini sorgulamaktadır. Bu ilişki de rol alan erkek(Orhan) üniversite edebiyat hocası ve ekonomik durumu iyi; yakışıklı, ağzı laf yapan, karizmatiktir. Kadınlar(Ayşe, Oya, Seda) da eğitimli, güzel, ekonomik durumları iyidir. Bu filmdeki karakterler Serdar Akar’ın Barda, Gemide; Zeki Demirkubuz’un Masumiyet ve Kader filmlerindekilerden tamamen farklıdır. Orada düşük gelirli avam ve eğitimsiz insanlar merkeze alıp aşkı yaşamasını bilmedikleri vurgulanırken bu filmde tam tersi bir sınıftan insanların aşklarındaki saplantıları ve aşkı yaşayışları mercek altına alınmaktadır. Sorunsal aşkların sınıf, eğitim ve gelir düzeyiyle ilgisinin olmadığının altını çizmiş olalım.

Evlilik teklifi öncesinde Orhan âşık olduğu Ayşe tarafından aldatıldığına tanık olur. İlişkinin öncesini bilmediğimiz gibi aldatılma nedenini de bilmiyoruz. Filmin ilerleyen sahnelerinde Ayşe’nin pişman olduğu ve Orhan’a geri dönüş yaptığını ve evlenmek için baskı yaptığını görüyoruz. Yine de neden aldatıldığı netlik kazanmıyor. Dillendirilen ve erkeklik bağlamında cinsel yeterlilik ya da yetersizliktir. İşte filmin merkezinde aşktan çok erkeğin erkekliğini dillendirdiği ve kadını tatmin edip edemediği cinselliktir. Aşk ya da ilişki adeta cinsellik üzerine kuruludur.

Orhan’ın Ayşe tarafından adatılması erkeklik sorununa dönüşür. Çünkü Orhan yakışıklı ve varlıklıdır. Bir kadın için idealdir. Özellikle kadının bir erkekte aradığı bu iki önemli şeye sahiptir. Kadınların kendisine tapmasını beklemektedir. Kadınlar için aranan bir olarak kendini gören Orhan ilk yenilgisini alınca dağılır. Bu dağılış aşk nedeniyle değildir. Orhan diğer kadınlarla ilişki biçimi ve sonradan Ayşe ile yaşadıkları bu tespitti ortaya çıkarmaktadır.

Varlıklı, yakışıklı, öğrencileri tarafından sevilen, karizmatik kabul edilen, edebiyat hocası olması sebebiyle aşk/romantik sözler ve şiirleriyle erkekliğini ve özgüvenini pekiştiren Orhan Aldatılmakla özgüveni ve erkekliği paramparça olur. Yalnızlaşır ve ayrılıklarda, aldatılmalarda genelde kadınlara özgü olan ağlamayla sarsıldığını anlarız. Mülakatta özgüveniniz fazla cümlesinin karşılığı hıçkırıklar olur. Orhan’ın takıldığı tek konu aldatılmadır. Aşkın diğer hallerini görmeyiz. Ayşe sonrasında Orhan’dan hamile kalsa da Orhan’ın şüpheleri bitmez, benden mi sorusundan kendini alamaz. Bu soruyla ilişkide yaşananlar aşk değil, salt cinselliktir.

Orhan’ın öğrencisi ile yaşadığı beraberlikte cinselliktir. Öğrencisinin kendisine olan eğilimini kullanır. Ne zaman ki öğrencisi Seda’nın beklentileri ve Orhan’a istediğini yaptırmaya kalkması Orhan’ın kaçışını başlatır. Orhan kendine uysal ve sorun çıkarmayan kadınlar aramakta, seçimini bundan yana kullanmaktadır. Orhan da çoğu erkek gibi itaatkâr kadın aramaktadır. Pasif, sesini yükseltmeyen, erkeğe emir vermeyen ya da erkeğe baskı ve yönlendirme yapmayan, erkeğin istediği şekilde davranan, konuşan Orhan’ın hoşlandığı ve egosunu tatmin edilmesini sağlayan kadın tipidir. Üç kadın içinde evlendiği Oya bu profile uymaktadır. Seda Orhan’ı kontrol altına almaya çalışması Orhan’ın karakterine belki de erkeklik anlayışına terstir. Ayşe de Orhan’ı aldatması yani başka erkeklere yönelmesi nedeniyle Orhan’ın otoriter ve erkeklik anlayışına uymamaktadır. Oya ise tamamen Orhan’ı memnun etmek, gözüne girmek ve Orhan’ın bütün arzularını yerine için çabalamaktadır. Böylece Orhan’ın istediği kadın tipi Oya’dır. Burada aşk toplumun Orhan’ın kazandırdığı erkeklik duygusunu belirleyiciliği karşısında şekil almıştır. Orhan aşkın etkileriyle değil, kendisine kazandırılan erkeklik anlayışıyla hareket etmekte, kararlarını ona göre vermektedir. Çünkü toplumun geçmişten gelen geleneğinde erkeğe itaatkâr kadın anlayışı vardır. Hem anne hem baba bu anlayışı kız ve erkek çocuklarına aktarmaktadır. Orhan da aldığı eğitime ve statüsüne rağmen bu kalıpları kıramamıştır. Oya’nın ekonomik ve eğitim seviyesi Orhan’ın alt seviyesinde olması Orhan’ın Oya’yı kontrol etmesini kolaylaştığı gibi adeta alt gelirli bir kadın aldığı kültürel eğitim erkeğe itaat etmeliyi benimsettirmiştir.

Orhan üniversite hoca olmasına rağmen birlikte olduğu kadınları ikna edememektedir. Onları karşısına alıp kendini ifade edecek konuşmalardan mahrum ezik bir kişiliktir. İşte bu silik, pasif kişiliğini örtbas etmek, kadınlara ters vermek için mafya ile anlayıp kadınları dövdürerek gözlerini korkutmakta, bu korku ile kendisinden uzak tutup kendine karşı itaatkâr hale dönüştürmeyi tercih etmektedir.

Bir üniversite hocasının onca aldığı eğitime rağmen söz geçiremediği, kendini ifade edemediği kadınlara karşı düşünmeden şiddette başvurması hatta öldürmesi nedeniyle saplantılı kişilik profili çizmektedir. Ağlaması, sürekli düşünmesi, dalması arada öfke patlamaları yaşaması kendini ve aşkını dramatize etmekten başka bir şey değildir. Öyle ki sözde âşık olduğu kadını intihar etmesini izleyecek, ölümünü bekleyecek kadar duyarsız ve insani melekelerden uzaktır. Karısının banyoda kanlar için can çekişirken kendisi rahatlıkla yemeğini yiyebilmektedir. Nedeni kadının kendine yük olarak görmesi ve yükten kurtulma isteğidir. Bu anlayış kadınla beraber var olmaktan çok kadının erkek için var olması yani kadının erkeğin işine yarayıp yaramamasıdır. Kadın Orhan tarafından nesneleştirilmiştir.

Acı Aşk özelde Orhan’ın genelde toplumun gözünde aşk adı altında kadına bakışın erkeklik vurgusu ve kadın nesneleştiğini, kadının da toplumsa kültürel kodlarından dolayı bunu kolaylaştırdığını inceleyen bir filmdir.

Yorum Yap