ÜNİVERSİTELERİN TEMEL FONKSİYONLARINDA ZAMAN İÇİNDE ORTAYA ÇIKAN DEĞİŞİM

 ÜNİVERSİTELERİN TEMEL FONKSİYONLARINDA ZAMAN İÇİNDE ORTAYA ÇIKAN DEĞİŞİM

İlk üniversitenin kurulduğu 1088 yılından günümüze üniversite kurumu tarihsel olarak kendi içinde bir dönüşüm gerçekleştirmiş ve dönemin koşullarına göre farklı modellerle açıklanmıştır. Dönemlere göre değişen düşünce akımları üniversitenin dönüşümünde etkili olmuştur. Başlangıçta belli bir sınıfa eğitim ve öğretim misyonunu üstlenen üniversiteler, ulus devletlerin kurulmasıyla beraber ulus inşa sürecinde ve milli bilincin oluşturulmasında bir araç ve bilgi ekonomisinin hâkim olduğu 1970’lerden itibaren ise bilginin ürüne dönüştürülmesine kaynak sağlayan bir araç olarak kullanılmıştır. Üniversitenin mesleki ve teknik yüksekokuldan farklı olarak temel işlevi, herhangi bir mesleğe yönelik olmaksızın eğitim-öğretim ve araştırma yapmaktır.

Üniversite kurumunun 900 yıllık tarihi içindeki gelişimi tarihsel olarak üç farklı üniversite yapısının ortaya çıkışı ve birbirine dönüşümü üzerinde durularak tanımlanmaktadır Bu üç aşama, Ortaçağın Kilise Merkezli Üniversitesi, Ulus devletler dünyasının üniversitesi (Humbolt Üniversitesi) ve Bilgi toplumu Üniversitesi (Multiversite, Girişimci Üniversite) şeklinde sınıflandırılmaktadır. Ortaçağın Kilise Merkezli Üniversitesi; On iki ve on beşinci yüzyıllarda öğrenci ya da öğretmen loncaları olarak şekillenen kurumlar olarak tanımlanmaktadır. 17. yüzyıla gelindiğinde, üniversite öğrenciliği neredeyse asillerin ve zenginlerin çocuklarına özgü bir ayrıcalık haline gelmiştir.

Üniversite toplumun her kesimine açılarak, kişilerin yeteneklerine göre toplumda yükselmelerinin aracı haline gelmesinin felsefi temelleri ise, 19. yüzyıl başlarında atılmıştır.

Ulus devletler dünyasının üniversitesi (Humbolt Üniversitesi);

Üniversitenin sahibi devlet değil halktır; devletin görevi öğretim üyelerini atamak, maaşlarını ödemek ve çalışmaları için gerekli özgürlük ortamını oluşturmaktır. Öğretim üyeleri ve öğrenciler dini veya siyasi hiçbir etki altında kalmadan özgürce araştırma ve eğitim yapabilmelidirler. Böylece, bilimsel bilgi üretimini ücretsiz ve
evrensel eğitim ilkesini merkeze alan modern üniversite, Fransız Devrimi’nin ve Napoleon Savaşlarının etkisiyle Almanya’da doğmuştur. Üniversite yönetiminin kurumsal bir yapı kazanmasının kökenlerinin Humbolt’un görüşlerine dayandığı ve kurduğu üniversite sisteminde yer alan araştırma ve öğretimin birliği ilkesinin günümüz üniversitesini kalıcı bir şekilde etkilediği belirtilmektedir.On dokuzuncu yüzyıl üniversite sisteminin kökten değiştiği bir dönem olarak bilinmektedir. Humbolt üniversite modeli üniversite misyonunu sadece eğitim, öğretim ve araştırma ile kısıtlı tutup eğitim kurumunu üniversite içinde sınırlamıştır. İkinci Dünya Savaş’ından sonra gelişen toplumsal dinamiklere paralel olarak üniversitenin ekonomik ve sosyal kalkınmada önemli bir role sahip olduğu fikri ön plana çıkmıştır. 20. yüzyılın ilk yarısında Humbolt tipi üniversite sistemi tekrar ele alınarak üniversite anlayışının yeniden biçimlenmesine çalışılmış, ancak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Alman üniversiteleri bilim alanındaki öncülüklerini Amerikan üniversitelerine devretmiş; yeni üniversite tipi, klasik fildişi kulelerde yürütülen akademik yaşamın, Humboldt modelinin, Land Grant Üniversitelerinin ve teknik okulların bir sentezi biçiminde tanımlanmıştır.

Bilgi toplumu Üniversitesi (Multiversite, Girişimci Üniversite);

Eğitim ve araştırma misyonlarının yanında, üniversiteye yeni bir misyon daha yüklenmiştir. Bu yeni yaklaşımla, üniversite artık bilgiye değil, aksiyona yönelik hale gelmiştir. Girişimci üniversite, beşeri kaynak oluşumu ve araştırma gibi geleneksel akademik işlevlerin yanı sıra, üçüncü işlev olarak, teknoloji transferi, yenilik, ekonomi ve
topluma katkıda bulunmayı da üniversitenin görevleri olarak tanımlamaktadır. Üniversite, dış dünyanın taleplerine piyasanın isteklerine uyum sağlamak için, öğretim, araştırma yapma ve topluma hizmet sunma işlevlerini yüklenen organizasyonlar topluluğu haline gelmiştir. Bu yeni oluşum “girişimci üniversite” olarak adlandırılmakta olup, araştırmanın ve eğitimin içeriği değişmiştir.

Artık “bilim için bilim” değil, pratik sorunların çözümü için öğretim ve araştırma yapılmaktadır. Dünyada üniversiteler, İkinci Dünya Savaşı öncesinde genel olarak merkezi hükümetler tarafından finanse edilen kamu üniversiteleri olmuştur. Bu dönemde üniversite; yetiştirdikleri öğrencilerin yerel endüstrilerde istihdam edilmesini ve bununla beraber yerel işletmelerin endüstriyel araştırmalar boyutundaki problemlerinin çözülmesini hedeflemiştir. Bu bağlamda, üniversiteler araştırma yapma ve nitelikli eleman temin etme boyutundaki problemlerinin çözülmesini hedeflemiştir.

Yorum Yap