Yürek Sızım

 Yürek  Sızım

’’ Düşüncemin içinde komaya girmiş bir aşkı hayata döndürmek için, gönlümün acil servisinde nöbet tuttuğum olmuştur. Komada olan aşkımızı yoğun bakımda doktorlar kurtarmaya çalışırken, umut var mı diye sorduğumda biz elimizden geleni yaptık, Kalbinden geçen adamı kaybettiğinden dolayı daha fazla yaşayamaz. Artık her şeye hazırlıklı olmalıyız diyerek geçmiş olsun demesi gibiydi aşkımız’’.

 

Ahsen’in beni aldatıyor düşüncesi üzerime karabulut gibi sinmesini kendime yediremiyordum. Rabbimden tek dileğim bu akşam bir tatsızlık çıkmadan bitmesini istiyordum. Ahsen’e karşı kendimi nefret ve mutluluk arasında sıkışıp kalan bahtı kara gibi hissederken, o esnada Ahsen hanımın gelişini görünce derin nefes almıştım. Ahsen de beni görerek, birbirimize yavaş adımlar atarak, göz göze geldiğimizde hoş geldin diyerek bir yabancı gibi merhabalaşmıştık. Hava artık yavaşça kararmaya başlamıştı. Orkestra da yavaştan müzikleri çalmaya başlamıştı. Hakan ve Birsen’in nişan girişi olan yerlere karşılıklı maytapları koyarak, geçiş esnasında ise arka taraftan da konfetileri hazırlamıştık. Mutluluğa giden adımlarını şimdiden duyar gibiydim. Hakan ve birsen için hazırlanan mutluluk yoluna bir rüya gibi giriş yaparken, görenlerin bu aşka alkış tutmaları ve aniden müziğinde devreye girmesiyle sevinçleri ikiye katlanmıştı. Adeta ruh ikizi gibiydiler. Benim ise bir yanım mutlu diğer yanım kalbi kırık bir şekilde can dostumun sadakatle bağlı olduğu aşkına şahit oluyordum. Diğer taraftan Ahsen’e baktığımda sanki aramızda hiçbir şey yaşanmamış gibi mutluluğa alkış tutuyordu.

Bu hareket oldukça canımı sıkıyordu. Ama bugün ne olursa olsun için kan ağlasa da, kardeşimin bu güzel günü için yalanda olsa mutlu görünmeye çalışacağım. Onların mutluluğu benim mutsuzluğumun önüne geçmesini

istemiyorum. Suratımın asık olduğunu gördüğü vakit, ilk fırsatında hemen soracağını bildiğim için, mutsuz olan diğer yanımı görmesin diye kendime mutluluk maskesi takmış gibi etrafta dolaşıyordum. Piyanist çiftlerimizi piste davet ederek artık dans yapma zamanı diye herkesten alkış isteyince,Hakan da nazik bir şekilde, teklif eder gibi Birsen’e benimle dans eder misin? Diye elini uzatmıştı. Birsen de bu teklifi onayladığını hafifçe kafasını sallayıp, aşk ile tebessüm ederek bir kuğ gibi pistin ortasına süzülüverdiler.  Hakanın eli Birsen’in beline sarılı bir şekilde, diğer taraftan da Birsen’in iki elide Hakanın boynuna sarılarak dans etmeye başladılar. Yaklaşık beş dakika boyunca dans ettiler. Onlar dans ederken mutluluktan zaman durmuş gibiydi. Keşke benim içinde zaman durmuş olsaydı. Artık bende mutluluğu bulamamış diğer insanlar gibi keşke demeye başlamıştım. Hakan ve Birsen için çok güzel geçen nişanları açıkçası görülmeye değerdi. Sonra Ahsen ile yanlarına gidip, kendilerine mutluluk ve huzur dileyerek, hediyelerini takdim ederek yanlarından ayrılmıştık. Salondan çıktığımızda Ahsen’e geç oldu istersen bırakabilirim dediğimde teklifimi kabul etmeyerek iyi akşamlar dileyip evimin yolunu tutmuştum. Seyir halindeyken aklıma birden acaba eve gitti mi diye içime kurt düşmüştü. Hemen yolumu değiştirerek Ahsen’in evine doğru hızlıca sürmeye başladım. Nişanın olduğu lokasyon Ahsen’in evine çok yakındı. Beni görmemesi için sokağın karanlık olan yere aracı park edere

beklemeye geçtim. Bakalım eve gelecek miydi? Ben beklemeye devam ederken, ailem merakta kalmasın diye hakanlarla beraber eğlenceye gideceğiz diye ilk defa yalan söyleyerek kendimden utanmıştım. Bir kere yalan söylemiştim, gerekirse sabaha kadar bekleyeceğim diye kendi kendime konuşuyordum.

 

Devamı “Kaçıncı Uykumun Özetisin” kitabında…

Yorum Yap