Ölüm Meleği Romanından kesit

 Ölüm Meleği Romanından kesit

Martin’in kardeşi Bernardo ve ortakları, kendilerine son zamanlarda yapılan saldırılara karşı önlem almak için Martin’in evinde toplantı halindeydiler. Onlar da bir şaşkınlık içindeydiler, yıllarca iş yaptıkları bu şehirde birden düşmanlarının türemesini anlamış değillerdi. Kendi ortakları arasında sorunu çözmek için bir araya gelmiş toplantı yapıyorlardı. Farklı görüşleri olan vardı, bu görüşler masaya yatırılıp konuşuluyordu. Bu arsayı isteyen adamlar kim? Neden bu arsa? Niçin bizimle savaşmak istiyorlar? Gibi sorularla tartışıp bir çözüme gitmek istiyorlardı çünkü bir önceki gece toplantı yaptıkları ev taranmış, bir saate yakın çatışma çıkmıştı. Bu basite alınacak bir mesele değildi. Artık buna bir çözüm bulmaları gerekiyordu, yoksa bu şehirde istediği iş yapamaz ve istedikleri gibi yaşayamazlardı. Herkes toplantıdayken tam o sırada Martin’in kardeşi Bernardo’nun telefonu çaldı. Herkes telefona kilitlendi Bernardo, arayan numarayı tanımadığı için açmadı. Aynı numara bir daha çalınca, odadakilerden özür dileyip telefonu açtı. Arayan Ölüm Meleği Melisa idi.
“Alo, kiminle görüşüyorum?”
“Ben Ölüm Meleği, yani Abini vuran Melek”
Abisini vurduğunu söyleyince Bernardo sinirlenerek:
“Ne cüretle beni arıyorsun? Seni her yerde her sokakta arıyoruz, bulursak seni parçalara ayıracağımızı bilmelisin.”
“Sakin olup beni dinlersen neden aradığımı öğrenmiş olacaksın. Tabi iş için aradım çünkü ben iş kadınıyım.”
“İlk işim seni öldürüp parçalara ayırmak olacak, bunu biliyor musun?”
“Çok yazık, böyle konuşmamalısın çünkü ben senin iyiliğini düşündüğüm için şu an seni arıyorum.”
“Beni de mi öldüreceksin? Yani abimin kanı sana yetmedi mi? Acaba daha sırada kim var? Yoksa hepimizi mi öldürmeyi düşünüyorsun?”
“Tam tersi, seni ve arkadaşlarını korumak için aradım. Dinlemek istemiyorsan telefonu kapatabilirsin.”
O sırada toplantıda olanlar Bernardo’dan telefonun sesini dışarıya vermesini istediler. Bernardo da telefonun sesini açıp konuşulanların herkesin duymasını istedi.
“Ne demek istiyorsun? Yani beraber çalışmayı mı teklif ediyorsun?”
“Evet.”
Bernardo, sinirli bir şekilde kahkahayla gülmeye başlar.”
“Bunda gülecek ne var, insanları öldürdüğüm gibi onları kötülüklerden koruyabilirim çünkü ben bir Meleğim. Yoksa sizi aramazdım, yaptığım bir hatayı telafi etmek için aradım. İstersem kahvemi alır sırtımı koltuğa dayar içerim ve sizin benden haberiniz bile olmaz. Sorun ben değilim, sorun sizin infazınızı durdurmak.”
“Benim kimseden korkum yok ve korunmaya da ihtiyacım yok, hem kardeşimin katilinden yardım alacak değilim.”
“Dünyada akıllı insanlar güzel yaşar, diğerleri ancak onlara hizmet ederler.”
“Hiçbir yerde karşıma çıkma, seni öldürürüm.”
“Oysa ben sana kahve ısmarlamak için aramıştım. Eğer beni dinlemezseniz bu şehirde sizi yaşatmazlar. Şimdi telefonu kapatırsam beni bir daha zor bulursunuz.”
“Kendini affettirmek için mi kahve ısmarlayacaksın?”
“Hayır, yaptığım hatayı telafi etmek için ısmarlayacağım”
Toplantıda bulunan Martin’in ortaklarından Denis, Bernardo’ya:
“İstersen bir dinleyelim, ciddi bir şey olmazsa kimse öldürdüğü bir adamın kardeşini aramaz. O bir bayan istediğimiz yerde onu öldürtebiliriz. Belki de bizim bilmediğimiz bazı şeyler var. Onunla bir yerde görüşelim hem de iyi tanımış oluruz, ikna olmazsak takip ettiririz ve bir köşede öldürtürüz. Bizim için daha iyi oldu çünkü biz onun izini bile bulamıyorduk işte kucağımıza düştü. Ama önce bir dinleyelim, sonra kararımızı veririz.
Telefonda bir süre ses kesilince Melisa:
“Ne oldu, kararın nedir?”
“Tamam, görüşelim fakat ikna edici bir şeyin yoksa kendine ölümlerden ölüm beğen.”
“Merak etme, ben ölümden korkmam korksaydım yanına gelmezdim.”
“Toplantıya iki kişi geleceğiz haberin olsun.”
“Benim için fark etmez fakat adamların etrafta olsun çünkü sana söyleyeceklerimi duymak istemeyenler olabilir. Yani senin adamların bizi koruyacak.”
“Tamam.”
“İki saat sonra Cafe Trieste de buluşalım.”diyerek Melisa telefonu kapattı.
“Bu kadın ya kafayı üşütmüş ya da kendine çok güveniyor.” dedi Bernardo.
“Ya da gerçekten bize söyleyeceği ciddi bir şey var. Bunu dikkate almamız gerekiyor çünkü senin adamların bizi korusun diyorsa ortada çok ciddi bir şey var. Kadın bizden korkmuyor, başka saldırılardan çekiniyor.” dedi Denis.
Toplantıda konu birden değişti herkes Ölüm Meleğini ve söyleyeceklerini merak etmeye başladı. Denis ile Bernardo toplantıdaki insanlardan Melisa ile görüşmek için izin aldılar. İki saat sonra Bernardo ve Denis, bir arabaya atlayıp Cafe Trieste’ye giderken arkalarında üç araba dolusu adamı da onları takip ediyordu çünkü gidecekleri Cafe köşe başı ve iki yolun kesiştiği yerdeydi. Rahatlıkla içerisi taranabilecek konumdaydı. Melisa, bu Cafe’yi etrafı net görmesi için seçmişti. Melisa, normal bir giysi, yani içinde rahat davranacağı bir giysi giyerek oraya gitmiş önceden gariban bir insan gibi oturmuştu. Herhangi bir durumdan şüphelendiği takdirde kalkıp oradan uzaklaşması için kapı kenarındaki bir masada oturmuştu. Melisa, cafede otururken kısa bir süre sonra Martin’in kardeşi Bernardo ve Denis Cafe’ye geldi. Bir masada oturup Melisa’yı beklemeye başladılar. Melisa, gözaltından hem onları hem de çevreyi kontrol ediyordu. Bernardo’nun adamlarını gördü ve etraftaki köşe başlarını tutmuş duruyorlardı. Melisa, masasından kalkarak onların masasına oturdu. Bernardo ve Denis şaşırıp kaldı. Nasıl gelip oturduğunu görmediler.

 

Yorum Yap