Ölümcül Sır

 Ölümcül Sır

Ölümcül Sır

 

Dr. Dex, uzun zamandan beri ilk defa çaresizliği iliklerine kadar hissetmişti. Kliniğe geldiği ilk günden beri bütün zihni karmakarışıktı. Yaklaşık altı ay önce Birleşik Devletler’in can damarı olan Route 66 otoyolunda ciddi bir trafik kazası geçirmiş, ölümle yaşam arasındayken hastaneye yetiştirilmişti. Anlaşılan şansızlık o gün bir an olsun yakasını bırakmış ve onun hayata dönmesine izin vermişti. Her gün yatağında kendi kendine mırıldanarak başından geçenleri tekrar tekrar yaşadığına hiç şüphe yoktu. Klinik sorumlusu Sam, onun için her geçen gün biraz daha endişelenmekte ve Dr. Dex’in ağzından çıkan her kelimeyi not etmekteydi.

Sam, özel kuvvetlerde yıllarca ülkesine hizmet etmiş, NASA’da Apollon projesinde bulunmuştu. O günlerde gözü kara ve vatansever bir asker olan bu adam, bir müddet sonra Birleşik Devletler’in ve diğer Uzay Araştırma İstasyonları’nın kirli projelerini öğrenince köşesine çekilme kararı alarak Washington DC’de özel bir klinik kurdu. Uzun süre baskı altında kalan Sam, sonunda bütün soruşturmalardan aklanarak hayatının geri kalanını istediği gibi yaşamaya karar verdi. Yıllar sonra tesadüfen karşısına çıkan ve kendisi gibi bütün düzensizliklere meydan okuyan bu doktorun hayatı ona bağlıydı. Dex’in neler yaşadığını tam anlamıyla bilmese de tahmin etmekte hiç zorlanmıyordu.

Dr. Dex, sivri zekâsıyla bütün Amerika Birleşik Devletleri’nin uzay araştırmalarında yer almış ve birçok projeye öncülük et- mişti. Zamanının neredeyse tümünü projelere harcayan Dex,  aile hayatından oldukça uzak bir yaşam sürmekteydi. Uzayın gizemi, onu bütün dünyadan koparabilecek kadar kendisine çekmiş; sonrasında da bunu onda bağımlılık haline getirmişti. Bugüne kadar uzayla ilgili yapılmış ve yapılmakta olan araştırmaların, tezlerin ve hipotezlerin hepsini makalelerle birlikte incelemekten de geri durmamıştı.

 

Neşet Bozkurt’un “Doktor Dex: Ölümcül Sır” adlı eserinden alıntıdıtr.

Yorum Yap