Refik Halid Karay

14 Mart 1888’de İstanbul Beylerbeyi’nde doğdu. Babası maliye başveznedarı ve Bank-i Osmânî-yi Şâhâne nâzırı, Mevlevî tarikatına mensup Mudurnulu Mehmed Hâlid Bey, annesi Kırım Giray hanları sülâlesinden gelen Nefise Ruhsar Hanım’dır. Aile Karakayışoğulları diye bilindiğinden Refik Halit de bir süre Karakayış soyadını kullanmış, daha sonra bunu Karay’a çevirmiştir. İlk öğrenimini Vezneciler’deki Şemsülmaârif Mektebi ile Göztepe’deki Taşmektep’te gören Refik Halit, on iki yaşında Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi’ne kaydedildiyse de altı yıl sonra mezun olamadan ayrıldı (1906). Yazıldığı Mekteb-i Hukuk’ta öğrenci iken Maliye Nezâreti Devâir-i Merkeziyye Kalemi’nde kâtiplikle memuriyete başladı. Meşrutiyet’in ilânıyla okulu ve memuriyeti bırakarak Servet-i Fünûn ve Tercümân-ı Hakîkat gazetelerinde çalıştı. Bir süre Son Havadis adıyla bir gazete çıkardı. Bu arada Beyoğlu Belediyesi’nde başkâtiplik yaptı. Kısa ömürlü Fecr-i Âtî edebî topluluğu arasında yer aldı. Eşref, Şehrah, Kalem ve Cem dergilerinde imzasız veya Kirpi takma adıyla yayımladığı siyasî yazı ve hicivlerinden dolayı tedirgin olan İttihat ve Terakkî iktidarı, Mahmud Şevket Paşa’nın katli hadisesiyle suçlananlar arasında onu da Sinop’a (1913), arkasından Çorum’a (1916) sürgün etti. Bu sürgün kendi isteğiyle önce Ankara’ya (1917), daha sonra Bilecik’e (1917-1918) çevrildi. Fırkada sözü geçen Ziya Gökalp’in aracılığıyla sürgün cezası kalkmaksızın İstanbul’da ikametine izin verildi (1918). Robert Kolej’de Türkçe öğretmenliği yaptı. Mütareke’yi takip eden günlerde Zaman gazetesinde İttihat ve Terakkî’yi şiddetle tenkit eden yazıları yanında Vakit ve Tasvîr-i Efkâr gazetelerinde de edebî ve siyasî yazıları çıktı. İkinci kuruluşunda Hürriyet ve İtilâf Fırkası’na üye oldu. Bu fırkanın teşkil ettiği hükümette aralıklarla iki defa posta ve telgraf umum müdürlüğünde bulundu (Nisan-Ekim 1919; Nisan-Eylül 1920). Alemdar, Sabah ve Peyâm-ı Sabah gazetelerinde siyasî yazıları çıkarken Aydede adıyla bir mizah dergisi yayımladı (1922). İzmir’in Yunanlılar tarafından işgaliyle başlayan ve Anadolu’da Millî Mücadele’nin en çetin günlerine rastlayan umum müdürlüğü sırasında postahanelere Kuvâ-yi Milliye’nin ve diğer direniş gruplarının telgraflarının kabul ve keşîde edilmemesi için emir verdiğinden ve Millî Mücadele aleyhindeki yazılarından dolayı savaş sonunda Yüzellilikler listesine alındı. Bu listenin çıkmasından önce 9 Ekim 1922’de Türkiye’den ayrılarak Suriye’de Beyrut yakınlarındaki Cünye kasabasına yerleşti. Burada geçimini Doğru Yol ve Vahdet gibi Türkçe gazetelere yazdığı makaleleriyle sağlayan Refik Halit’in daha sonra Cumhuriyet inkılâplarını takdir eden yazıları, Hatay’ın Türkiye’ye ilhakı için bölgedeki Türk gençlerini teşvik gayretleri Ankara hükümetini memnun ettiğinden önce özel olarak affı söz konusu oldu. Bir süre sonra da Yüzellilikler hakkında çıkarılan af kanununun yürürlüğe girmesiyle on altı yıllık sürgün hayatının ardından Türkiye’ye döndü (Temmuz 1938). Bundan sonraki geçimini gazete yazıları, roman tefrikaları ve kitaplarının neşrinden temin etti. Aydede’yi yeniden bir süre daha yayımladı (1948-1949). Geçirdiği bir ameliyat sonucu 18 Temmuz 1965’te öldü ve Zincirlikuyu Asrî Mezarlığı’na defnedildi.
Yorum Yap