TANRI GEÇMİŞİ SEVİYOR ÇIKTI

 TANRI GEÇMİŞİ SEVİYOR ÇIKTI

Gölgesinde rüzgâra teşekkür etmek için ağacına doğru gidiyordu Hicran. Adımlarını atarken aklında hayatın ona kast ettiği her türlü saçmalığa gülüş çakmayı ihmal etmiyordu. Fakat farkındaydı ki gülüp geçtiği her sıkıntısını beş dakika sonra kucaklayıp “Aman Tanrım, ben ne kadar bahtsızım!” diyecekti. Kendini tanıyordu Hicran. Beyninde tüttürdüğü her düşünceyi yakıp kül etmek deyim yerindeyse yok etmekti amacı; yakmayı başarıyordu ancak dumanları da sahipleniyordu. Boş vermek konusunda üstün bir beceriksizdi. Kendini düşünürken bir gövde görünüverdi, gözleri parlatıyordu bu ihtişam. “Gövden insana güven veriyor, dalların ise ürkütüyor koca bebeğim benim.” Koca ağacın önünde dakikalarca durup her kıpırdanışı izlemek, dalların özerk biraz da başına buyruk hareketlerini takip etmek; gövdenin başkaldırışını, dalların insan ırkları gibi savrulup durduğunu düşünmek Hicran’a haz veriyordu.

Ağacın tam karşında oturup ona karaladığı bir yazıyı okumak için açtı defterini: “Her insanın nereye gittiğini bilmediği, bazı bazı tüm hücrelerini saran çığlıkları vardır, değil mi? Meşem benim, bunu sana yazdım. Hangi derdimize sorarsak bu çığlık bana ait der. Ama ben bu çığlığı sana soruyorum koca bebeğim: bu çığlık senin mi? Bana ne anlatmak istiyorsun? İçimde çırpınan biri var, ölen ve öldüren. Anlıyor musun beni? Meşe’m! Seni anlamak isterken bile beni anlamanı bekliyorum. Biz biraz benciliz, yani insanlar. Her neyse seni seviyorum ve aramızdaki bu güçlü bağın ne olduğunu bulacağım, duydun mu beni? Benim için sadece ağaç olmadığını düşünüyorum kendime hak vermek için araştırma yapacağım. Tembel biri değilim koca bebeğim. Göreceksin. Yarın tekrar görüşmek üzere.”

Ağaçlara yoğun duygularla bağlı olan genç Hicran’ın geçmişini öğrenmek istemesiyle serüven başlar. Bir enerji uzmanı Hicran’ın ruhuyla konuştuğunda, genç kızın önceki yaşamında Âdem ve Havva evvelinde bir aplomb olarak hayatını noktaladığı anlaşılır. Hicran’ın ruhu konuşurken kitap bizi Eyka Krallığına götürür. Soyu ağaç tohumlarından devam eden aplombların tek âşık olabilen cinsiyet olduğunu, kadın ve erkeklerin vahşi yaşamındaki entrikaları, taht savaşlarını psikolojik tahlillerle ele alıyor hikâye. Üstünlük mücadelesinde son sözü savaş söyleyecektir. Aplombların bir safta, kadın ve erkeklerin bir safta olduğu savaşta kazanan savaştan kaçan Âdem ve Havva olacak. Atalarımızın kaçış macerası milyonlarca yıl sonra ilk insan hikâyesi olarak anılacak.

Yorum Yap