“Çalıntı hayat”(The Words)

 (Sinopsis)

Clayton Hammond (Dennis Quaid) yeni kitabı The Words’ün (anlamı: kelimeler) halka açık okuma etkinliğine katılır. Clayton kitabı okumaya başlar. Kitap, kız arkadaşı Dora (Zoe Saldana) ile birlikte New York’ta yaşayan ve yazar olmak isteyen Rory Jensen (Bradley Cooper) kurgusal karakterinin etrafında dönmektedir. Rory babasından (JK Simmons) bir miktar borç alır ve edebiyat ajansında işe girer. Bir yandan da ilk romanını yayımlatmaya çalışır ancak yayınevleri romanı geri çevirirler.

Bir süre birlikte yaşadıktan sonra, Rory ve Dora evlenir ve Paris’e balayına giderler. Balayında Dora, Rory’ye eski bir evrak çantası satın alır. Amerika’ya döndükten ve romanı tekrar reddedildikten sonra Rory, evrak çantasında, Jack adında bir karakterin merkezde olduğu eski ama ustaca yazılmış taslak roman bulur. Rory, sadece taklit ederek olsa bile gerçekten harika bir şey yazmanın nasıl bir his olduğunu anlayabilmek için taslak romanı dizüstü bilgisayarına geçirir. Daha sonra Dora aynı dizüstü bilgisayarı kullanırken bilgisayarda romana rastlar ve okur. Romanı Rory’nin yazdığını zanneder. Dora, Rory’yi yayımcı Joseph Cutler’a (Željko Ivanek) romanı gönderme konusunda ikna eder. Birkaç ay sonra Joseph romanı okur ve Rory’ye sözleşme teklif eder. Rory sözleşmeyi kabul eder. Roman çok okunur ve Rory ünlü olur.

Hammond romanı okumaya ara verir ve sahne arkasına geçer, burada menajeri (John Hannah) onu kendisiyle röportaj yapmak isteyen öğrenci ve amatör yazar Daniella (Olivia Wilde) ile tanıştırır. Hammond etkinlikten sonra onunla buluşmayı kabul eder ve kitabı okumaya devam ettiği sahneye döner.

Okuma etkinliğinin ikinci kısmında, Rory’nin New York’taki Central Park’ta “Yaşlı Adam” ile karşılaşması anlatılmaya başlanır. “Yaşlı Adam”, romanın gerçek yazarı olduğunu ve kitabı Paris’teki yaşamını temel alarak yazdığını söyler. Genç bir adamken (Ben Barnes) ve İkinci Dünya Savaşı’nın son günlerinde ABD Ordusundayken Fransa’da konuşlandırıldığı zamanlarda, Fransız garson Celia’ya (Nora Arnezeder) aşık olduğundan bahseder. İkisi evlenmiş ve bir kızları olmuştur ancak kızları bebekken ölmüştür. Kaybıyla baş edemeyen Celia, onu terk etmiş ve ailesinin yanına taşınmıştır. Celia’yı ailesinin evinde ziyaret ettiğinde, acısını ilham olarak kullanarak yazdığı romanı yanında götürmüştür. Celia, hikayeyi o kadar etkileyici bulmuştur ki ona dönmeyi seçmiştir. Ancak Paris’e geri dönerken Celia evrak çantasını trende unutmuş ve romanı kaybolmuştur. Romanın kaybolmasından dolayı barışmaları kısa sürmüş ve bir süre sonra boşanmışlardır.

Okuma etkinliği biter ve Hammond hayranlarına kitabın sonunu öğrenmek için kitabı satın almaları gerektiğini söyler. Daniella daha sonra Hammond ile birlikte Hammond’ın evine gider ve yazara kitabın sonunu söylemesi için baskı yapar. Hammond, Rory’nin romanla ilgili gerçeği önce karısına sonra da Cutler’a anlattığını söyler. Ayrıca Rory, Cutler’a yaşlı adamı gerçek yazar olarak göstermek istediğini söyler. Cutler, her ikisinin de itibarı ciddi şekilde zedelenebileceği için buna öfkeyle karşı çıkar ve bunun yerine yaşlı adama kitabın kârından pay verilmesini tavsiye eder.

Rory daha sonra para vermek için yaşlı adamı arar ve onu bir fidanlıkta çalışırken bulur. Yaşlı adam parayı reddeder. Boşandıktan yıllar sonra trenle işe giderken Celia’yı, kocası ve oğluyla birlikte gördüğünü anlatır. Yaşlı adam, insanların her zaman hatalarını geride bıraktığını ve Rory’nin de geride bırakacağını söyler.

Daniella, daha fazla ayrıntı için Hammond’a baskı yapmaya devam eder. Rory’nin Yaşlı Adam’la ikinci görüşmesinden kısa bir süre sonra Yaşlı Adam ölür ve romanın gerçek yazarı ile ilgili sırrı da yanında götürür. Daniella, The Words’ün aslında otobiyografik bir roman olduğu ve Rory karakterinin aslında Hammond’ı yansıttığı çıkarımını yapar. Hammond’ı öper ve insanların hatalarını geride bıraktığını söyler ancak Hammond geri çekilir ve gerçek yaşam ile kurgu arasında ince bir çizgi olduğunu söyler. Film Rory ve Dora mutfaktayken Rory’nin Dora’nın kulağını “özür dilerim” diye fısıldamasıyla biter.

2012 yapımı fantastik bir hikayesi bulunan ABD yapımı filmdir.

Senarist ve yönetmenliğini Brian Klugman ve Lee Sternhal’in üstünlendigi çok anlamlı bir film.

Bu filmde aslında emekten,kaybolan yıllardan ve insanın kendinden başka herkesi kandıra bileceğine dair vurgular yapılmış.

Bu bir gerçekki herkesi kandıra biliriz ama kendimizi asla kandıramayız.

Hayatımızı değiştire bilecek adımlar atarız ve adımların kendi ayaklarımızın üstünde durmak yerine başka kişilerin koltuk değneklerini kullanarak sadece üç beş adımda tökezleyeceğimizi asla unutmamalıyız.

Flimler aslında insan hayatının bire bir her ne kadarda bazen enine inmeselerde bire bir kopyasıdır ve daima böyle devam edilir.

Bu flim izlenmeyede,tavsiye edilmeye layık bir flim.

Demem o ki bizler ışıkların aydınlata bildiği yere kadar çıka biliriz bir anda ışıklar sönerse o aydınlık bir dipsiz kuyuya dönüşür ve asla çıkılmaz bir hal alır.

Unutmayın kaygılarla dolu bir beyin sadece kendi kendini kemirir.

Sıradaki içerik:

“Çalıntı hayat”(The Words)