Anadolu’nun Kültür Mirasları Tarihi Yerler

 Anadolu’nun Kültür Mirasları Tarihi Yerler

Atlas Dergisi’nin Gezginin Tarihi Olaylar Atlası kitabından alıntıladığımız Anadolu’nun ilk yıllarında kurulan uygarlıklardan kalan eserleriyle tarihe tanıklık eden yerleri listeledik.

Profesör İlber Ortaylı şöyle diyor: “Uygarlıklar beşiği Anadolu’nun dünyanın en büyük açık hava müzesi olduğunu, beğenilse de beğenilmese de, ikrar edilse de edilmese de antik çağlardan başlayarak insanlığın Roma İmparatorluğu’ndan, Helenistik Uygarlığa, Selçuklular’dan, Osmanlı İmparatorluğu’na, doğuda İran’dan Moğolistan ve Çin’e, Japonya’ya kadar uzanan İpek ve Baharat Yolları ekseninde Anadolu’nun her dönemde önemli rol oynadığını ve bu topraklar üzerinde bugün varlığını sürdüren Türkiye Cumhuriyeti’nin ayrım yapmadan bu engin medeniyet mirasını koruyup gelecek nesillere aktaracağına inanıyoruz.”

1. Çatalhöyük, Konya

çatalhöyük

İngiliz arkeolog James Mellaart tarafından 1961 yılında kazılmaya başlayan Çatalhöyük, Anadolu’da insanların kurduğu ilk köy değildi. Daha eskileri, daha büyükleri vardı, bu yerleşmelerde hayvanlar evcilleştirilmiş, bitkiler tarıma alınmıştı. Ancak, hiçbirinde sanat ve sembolizmanın öyküsel anlatımı Çatalhöyük’teki boyutlara ulaşmıyordu. Kapısı çatıda olan, kerpiçten evler, bu evlerin tamamı bitişik nizamda inşa edilmiş ama duvarları kendine ait (komşuya saygı), sokakları olmayan, tüm yaşamın çatılarda geçtiği bir şehir. Çatalhöyük, Konya’nın güneybatısında, Hasandağı’nın yaklaşık olarak 136 kilometre uzağında, Çumra ilçesi sınırları içinde bulunuyor. Kazılarda ortaya çıkarılan yapılar ve müze gezilebilir. UNESCO Kültür Mirası Listesi’ne 2012 yılında girdi.

2. Troia, Çanakkale

troya çanakkale

Troas Bölgesi, bugünkü Çanakkale’nin Çanakkale Boğazı ile ayrılan güney topraklarını içine alıp Edremit Körfezi’ne kadar uzanmaktadır. En meşhur iki kenti de Troia ve Assos’tur. Tarihte hiçbir antik kent Troia kadar ünlü olmamıştır. Tarihin aşk, kahramanlık ve uygarlık yuvası olarak tanımladığı bu şehir üzerine birçok destan yazılmış ve bu destanlar Troia’yı günümüze kadar yaşatmıştır. Troia’nın kurucuları Çanakkale’nin ilk yerleşim yerini kuran Dardanos’un çocukları ve torunlarıdır. Alman tüccar Heinrich Schliemann’nın 1873 yılında bulduğu ve yanlışlıkla Priamos Hazinesi olarak adlandırdığı hazine buluntusu o dönemlerde dünyada büyük yankı uyandırmıştır. Schliemann, bu hazineleri önce Atina’ya oradan da Almanya’ya kaçırmıştır. Bugün yedi ayrı ülkede parçaları olan Troia Hazinesi’nin büyük kısmı Petersburg Müzesi’nde, küçük bir parçası ise İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndedir. Kent 1998’de UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alındı.

3. Alacahöyük – Boğazköy, Çorum

alacahöyük

Hitit Medeniyeti’nin önemli merkezlerinden Alacahöyük, Atatürk’ün başlattığı ilk milli kazı alanı. 1907’de Rum asıllı Teodor Makridi, Osmanlı adına 15-16 gün kadar çalışıyor. Fakat sonrasında bir çalışma olmuyor. 1935’te Atatürk buradaki kazılara yeniden başlama emrini veriyor. Kazı çalışmaları Atatürk’ün ölümünden sonra yavaşlıyor, ardından 10-12 yıl kadar duraksıyor. 1983’ten sonra ise hiç kazılmıyor. 1996 yılında Ankara Üniversitesi bu kazıyı yeniden canlandırıyor. Hitit uygarlığının ve sanatının simgesi Hitit Güneşi ile de tanınan Alacahöyük’teki kazılardan çıkarılan eserler Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne giderken, bir kısmı Çorum Müzesi’nde, bir kısmı ise Alacahöyük’teki yerel müzede teşhir ediliyor.

4. Sardes – Salihli, Manisa

sardes manisa

Sardes bilinen tarihe göre paranın ilk basıldığı yerdir. Ayrıca tarihteki ünlü Kral Yolu’nun başlangıcıdır. Uzun süre değerli taş olarak kullanılmış turuncu kuvars taşının Batı dillerindeki ismi olan ve sard kelimesi, taşın antik çağda çıkarıldığı Sart bölgesinden gelir. Sart kasabasında Hristiyanlığın 7 kutsal tapınağından biri olan Artemis Tapınağı yer almaktadır. Karun kadar zengin tabiri son Lidya Kralı Croesos’un (Krezüs-Karun) isminden gelir. Kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan eserler, parayı ilk kullanan uygarlık olan Lidyalılar’ın, ilk bankacılık işlemini de Sardes Antik Kenti’nde gerçekleştirdiğini gösteriyor. İlk uzun mesafeli ticaretin de burada başladığı, Lidyalılar döneminde karayoluyla Mısır’a kadar ulaşıldığı görülüyor. Orient Bazaar diye adlandırılan pazar yeri olgusunun izlerini, Paktalos (Sart) Çayı kıyılarında kurulan sabit dükkan kalıntılarında bulmak mümkün. Kendi yetiştirdikleri bitki ve çiçeklerin koku ve yağlarını kullanarak elde ettikleri ürünlerle parfümerinin de temellerini atan Lidyalılar, ilk kozmetik sanayini ise zehirli civa sülfürden elde ettikleri dudak boyası ile başlatıyor.

5. Gordion – Polatlı, Ankara

gordion

Tarih kaynaklarında da Frigya’nın ilk kralı olarak geçen Gordios devletinin başkentini Gordion yapar. Tarihte Adaletli Kral Gordios olarak anılan bu önemli Frig hükümdarı aslında hepimizin hakkında hikayeler duyduğu, hatta okul kitaplarımızda asimetrik kulaklara sahip olduğu için halkın ona taktığı isimle geçen eşek kulaklı Midas’ın babasıdır. Kendinden sonra oğluna güçlü bir devlet bırakan ve onun da tarihe geçmesini sağlayan Kral, aynı zamanda Gordion Düğümü’nü atan kişidir. Kral Gordios tarafından bağlanan meşhur düğüm, Büyük İskender tarafından M.Ö. 333 yılında kışı geçirdiği Gordion’da kesilir. Gordion Antik Kenti Kazısı Direktör Yardımcısı Dr. Ayşe Gürsan Salzmann, Polatlı’da bulunan Midas tümülüsünün (tümülüsler Frig soyluları ve ileri gelen kişilerin mezarlarıdır), M.Ö 740’lı yıllarda yapıldığını belirterek, “Tümülüsün, Midas’ın devrinden 100 yıl evvel yapılmış olduğunu tarihlemeyle öğrendik, ama herkes Midas’ın tümülüsü diye bildiği için öyle devam ettiriyoruz. Başka bir kralın tümülüsü. Buradaki mezar, Midas’ın Babası Gordios’a veya başka bir krala ait olabilir” diyor.

6. Miletos, Aydın

miletos

Aydın’ın Balat köyünün yakınındaki Miletos antik kenti, felsefenin doğum yeri olarak da biliniyor. Önceki düşünürler insanın evrenle kurduğu ilişkiyi açıklamak için sadece mithos geleneğini kullanıyordu. İlk kez Miletos’ta yaşayan Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes söz konusu ilişki için logosa, yani söz ve akla da başvurdu. Sonuçta bize doğa kavramını kazandırdılar ve doğa filozofları olarak tarihe geçtiler. Bunların arasında özel bir yeri bulunan Thales hala ilk filozof olarak adlandırılıyor. Thales ve diğer doğa filozofları da bu dönemde Miletos’a damgasını vurdu. İlk kent planlamacısı Hippodamus, şair Phocylide, coğrafyacı Hekatios da bu topraklarda doğdu. Antik kentin birçok kısmı günümüzde de ayakta. Özellikle tiyatrosu, günümüzde Anadolu’da en iyi durumdaki örneklerden biri. Kalıntılar arkeoloji kadar felsefe meraklılarını da kendine çekiyor, felsefe kulüpleri Miletos’ta hala toplantılar düzenliyor.

7. Göbeklitepe, Şanlıurfa

göbeklitepe

Şanlıurfa il merkezinin yaklaşık olarak 15 km. kuzeydoğusunda, Örencik Köyü yakınlarında yer alan Neolitik çağa ait dünyanın en eski tapınak merkezi olarak kabul edilen ve bu yönüyle tarihin sıfır noktası şeklinde nitelendirilen Göbeklitepe üzerinde yapılan çalışmalar sonucu ortaya çıkan sonuç çok şaşırtıcı. Tapınak günümüzden tam 11.000 yıl önce inşa edilmiş. Mısır’daki Büyük Piramitler’in 4 bin 500 yaşında ve İngiltere’deki Stonehenge’in 6 bin yaşında olduğu düşünülürse, bu kazının dünyanın gelmiş geçmiş en önemli arkeolojik kazısı olduğu kabul edilmektedir. Göbeklitepe’nin dünya kültür mirası kapsamına alınması için UNESCO nezdinde özel sektörün de desteğiyle önemli bir girişim başlatıldı.

8. Ephesos – Selçuk, İzmir

efes antik kenti

Efes Antik Kenti, Küçük Menderes nehrinin sularını boşalttığı körfezin yakınında kurulmuştur. Tarıma elverişli toprakları, Doğu’ya açılan büyük ticaret yolu oluşu, gerek putperestlik gerekse Hıristiyanlık döneminde çok önemli bir dini merkez oluşu, tarihe büyük bir kent olarak geçmesini sağlamıştır. Çok geniş bir alana yayılmış olan Efes’teki önemli kalıntılar Vedius Gymnasionu, Büyük Tiyatro, kentin en uzun ve büyük caddeleri Arcadiane (Mermerli Yol) ve Kuretler Caddesi, Celsus Kitaplığı, Alışveriş Agorası. Giritli mimar Chersiphron ve oğlu Metagenes tarafından inşa edilen Ephesos Artemis Tapınağı, dünyanın yedi harikasından biri. Artık bu yapıya ait, 1970’lerde ayağa kaldırılan sadece bir sütun kalıntısı görülmektedir. Efes Antik Kenti’nde ilk arkeolojik kazı yaklaşık 150 yıl önce başlatıldı, ancak henüz toplam arkeolojik varlığın sadece yüzde 15’i gün ışığına çıkarıldı. Efes, 2015’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi.

9. Halikarnassos – Bodrum, Muğla

halikarnassos

Halikarnassos, bugünkü Bodrum ilçesinin antik çağdaki ismidir. Kentin kuruluş tarihi günümüzden 5 bin yıl öncesine dayanmaktadır. Yine bu kentte doğmuş olan tarihçi Heradot kent ile ilgili yazmış olduğu kaynaklardan kentin M.Ö 1000 yılında Dor’lar, Lelegler, Karialılar tarafından bugünkü Bodrum Kalesi civarında kurulduğunu öğreniyoruz. Halikarnas Mozelesi, antik dünyanın yedi harikasından biridir. Karia Satrabı Mausolos’un mezar anıtıdır. Büyük İskender Halikarnassos’u ele geçirdiğinde Mausoleum’dan çok etkilenmiş, kenti yıkmasına rağmen onu korumuştu. Ondan yıllar sonra Halikarnassos’a 1402’de gelen Rodos Şövalyeleri anıtı yıkarak malzemesini Bodrum Kalesi’nin inşasında kullanmışlardı. Anıttan geriye kalan kabartmalar ve bazı mimari parçaları bugün British Museum’da. Anıtın bulunduğu Bodrum’da ise bazı kalıntılar ve anıtın yeri görülebiliyor.

10. Pergamon – Bergama, İzmir

pergamon

Mysia bölgesi kenti Pergamon, etrafındaki bereketli toprakları ile Antik Çağ’ın gözde kentlerinden biriydi. Pergamon adı, bir söylence kahramanı olan Pergamos’tan gelir. Pergamos’un, Teuthrania Kralı’nı öldürdükten sonra, kenti ele geçirdiği ve kendi adını verdiği sanılır. 1870’lerde Batı Anadolu’da demiryolu döşenmesinde çalışan Alman mühendis Carl Humann’ın Zeus Sunağı’nın parçalarını bulması burada ilk kazıların (1878) başlamasını sağladı. Tapınak iki yıl süren çalışmada tümüyle açığa çıkarıldı ve Almanya’ya götürülerek Berlin’de yeniden birleştirildi, tapınaktan bize ise sadece Bergama Müzesi’nde sergilenen at heykeli kaldı. Pergamon, oğlak derisinden oluşturulan parşömenin de doğduğu kent. Pergamon, 2014’te UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girdi.

11. Zeugma – Gaziantep

zeugma

Belkıs/Zeugma antik kenti, Gaziantep ili, Nizip İlçesi, Belkıs Köyü sınırları içerisinde Fırat Nehri’nin kıyısında yer alır. Helenistik dönemde, Doğu ve Batı kültürlerinin kaynaşması için kurulmuş önemi bir kent. İ.Ö. 64’de Roma İmparatorluğu’nun topraklarına katılır ve adı geçit, köprü anlamına gelen Zeugma olur. 90’ların sonlarında Birecik Barajı’nın yapımıyla gündeme geldi. Son durum itibariyle Zeugma’nın (A) ve (B) bölgelerinde yaklaşık 1/4’lik bölümü Birecik Barajı gölü suları altında kalmıştır. Kent, Helenistik ve Greko-Romen kültüre ait Roma Konutları’nda çıkarılan benzersiz mozaikler, fresk ve buluntularıyla tanınıyor. Su altında kalmaktan kurtarılan eserler Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi’nde sergileniyor. Zeugma da UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde.

Yorum Yap