Asil SURUÇ Atı

 Asil SURUÇ Atı

Mezopotamya ilklerin coğrafyasıdır. Hayvanlar ilk defa burada evcilleştirilmiş, tarım burada başlamıştır. Evcilleştirilen hayvanlar arasında atın ilk kez bu coğrafyada binek hayvanı olarak kullanıldığına dair önemli arkeolojik veriler vardır. Mzopotamya coğrafyasında güçlü fiziği ve dayanıklığıyla bugün bile vazgeçilmez olan Katır’ın ve Atın’da hala gerek yük taşımak için gerek savriler için burada kullanıldığına dair tarihi kaynaklar ve canlı tarih tabiriyle tanık bilge yaşlılarımız bulunmaktadır.

Mezopotamya’daki kaya ve mağara resimlerinde tarih öncesi dönemde bile atın binek hayvanı olarak kullanıldığı saptanmıştır. Mezopotamya’da at yetiştiriciliğine verilen önem Hurri-Mitani egemenliği döneminde zirveye çıkmış; hem yük taşıyıcılığı, hem de savaş amaçlı at arabaları kullanıldığı ve bunun bütün Yakındoğu’ya yayıldığı çok sayıda çivi yazılı tabletlerde tescil edilmiştir.

 

Suruç ‘ta “ Hespê Dêlberdayî – Kuruğu Örgüsüz At” Atın kuyruğunu örme geleneğinin aslında Hurri-Mitani, Urartu ataları Medler’e aittir. “Perslerde, Araplarda, Ermenilerde ve daha sonra gelen Türklerde böyle bir gelenek yoktur” diye belirtmek isterim. Tabi onlar da daha sonraları bu geleneği Mezopotamyadan aldılar. Persler çewgen oynunu Mezopotamya’dan almasına rağmen, kendi oyunları diye dünyaya tescil ettirmişlerdir.

Eski Sovyetler Birliği arşivlerinden çıkarılan Mezopotamya ‘dan Kotel geleneğini duymadıklarını söylediler. Makineleşmenin giderek artmasıyla birlikte atın insan hayatındaki yeri azalmış, hatta giderek kaybolmaktadır. Bu durum atlarla yapılan eski ritüellerin giderek ortadan kalkmasına neden olmuştur. Mezopotamyada hatta günümüzde dahi Suruç ve bölgesinde sürekli savaş ve yıkım göçlerin önünü açmış ve topraklarından kopmasına neden olmuştur. Doğal olarak bu olumsuz durum atlar ile olan ilişkinin de kopmasını beraberinde getirmiş ve bir çok gelenek gibi Kotel’de yok olmuştur.

Avrupada “polo” olarak bilinen oyun, aslında Suruç halkının, ataları olan Medlerden kalma Çewgen oyunudur ve M.Ö. 6. Yüzyılda oynandığı tarihi kaynaklarda anlatılmaktadır.[1] Türkçe’de cirit olarak bilinen oyun, Kürdçe’de talan ve yağma anlamına gelen “cerd” olayının ta kendisidir. Çewgen oyunu, Medlerde süvari ve elit birliklerin eğitimi sırasında oynanırdı. Hatta karşılıklı olarak en az yüzer klşiden oluşan iki ekip tarafından oynanırdı. Soyluların dahi iştirak ettiği bu savaş sporu önce Med İmparatorluğu sınırları içerisindeki bütün halklara ve daha sonra bütün dünyaya yayıldı. Uzak doğu ve Çin’de oldukça yaygınlaştı. Hatta Çin imparatoru A-Pao Chi (910) bir oyunda sevdiği birisinin ölmesi üzerine, diğer bütün oyuncuların kafaları kesilerek öldürülmesini emretmiştir. Polo Hindistan’a 13. Yüzyılda fetihe giden Müslümanlar tarafından götürülmüştür.[2]

Çewgen oyunu gibi, Suruç asil atı’da sömürgeciler tarafından kendi otantik “malı” olarak lanse edilmiştir. Farslar ile Azeriler çewgan oyunu üzerine halen tartışma içerisindedirler. Mezopotamya oyununu kendilerininmiş gibi bir birleriyle tartışmaktadırlar. Suruç asil atı üzerine de aynı tartışma Farslar ile Araplar arasında kimin malı olduğuna dair çelişkiler mevcuttur. Türklerin de bundan geri kalmadığını da yazmakta yarar var.

Suruç ‘ta yetiştirilen atların tarihi bir temeli var, detaylı bilgiler verebilirim; “Mesleği zoolog olan, Ünlü Rus yazar Igor Akimuşkin Arap atlarını Sîglavî, Koheilan ve Hedban olmak üzere üç cinse ayırır. İşin ilginç tarafı bu isimlerin Kürdçe olmasıdır.
Kürtçe’de Seklavi: kıpır kıpır yerinde durmayan,
Kihêl: ateşli, sıcak, güçlü asil at
hedman/hemdan: huzurlu ve durgun anlamındadır. Dördüncü bir cins daha vardır ki Suruç buna melez anlamına gelen becis derler.

Suruç bu tür olağanüstü at türlerini binlerce yıllık tecrübe sonucu elde etmiştir. Soyları Nisei atlarına kadar uzanan at cinsleri ni aidiyeti olan bu halk üretmiştir. Renklerine göre ise atları şu şekilde isimlendirilir

QEMER: Yağız at. Kuyruk, yele ve bütün bedeni simsiyahtır.

QULE: Kirli sarı tüylü, yelesi ve kuyruğu siyahtır.

KUMÊT: Kahverengi ve siyah arasında değişiklik gösterir. Yelesi, kuyruğu ve ayak uçları siyahtır.

KUMÊTÊ DARÎ: Kızıla çalan doru rengindedir, kuyruk ve yele siyahtır.

ŞÊ: Al at

SPÎ: Rengi bembeyaz olan at türüdür.

ŞÎNBOZ: Boz ata Kürdçe şînboz denir.

BOZ: Kır at

ÇALBEŞ: Alaca atlara denir.

Suruç’ta koşma tarzlarına göre at sıralaması ise şöyledir:

Revan: Yorga at demektir. Bunlar da kendi aralarında revanê duz, revanê kaw ve revanê gurbez denilen türlere ayrılır.

Huzmeş: yürürcesine

Loqloq: tırıs yürüyüş

Çargav: dört nala giden.

Bedewî sözcüğü Kürtçe’de güzellik anlamına gelir. Gerçekten de bu atların tipleri tam anlamıyla muhteşem. Zerafet, güzel gözler, kuğumsu boyun, dayanıklılık güç kuvvet ve mütevazilik bu cins atların belirgin özellikleridir. At cinslerinin isimleri aidiyeti olan bu halkta Suruçta mevcuttur. Bu halkın kendi topraklarında bazı bölgelerinde en otlak yetiştirmeye elverişli topraklarda yetiştirmiştir. Bu at cinslerini tarihte olduğu gibi günümüzde de Suruç ovasıdır. Suruç ovası Medlerin kalabalık at sürülerinin beslendiği otlaklardan olmuştur. Kürd aşiret konfederasyonlarının yerleşkeleri olan bu yerler aynı zamanda tarihin ilklerinin ortaya çıkışı en bereketli kutsal toprakları olarak ta bilinir.

Suruç ‘un Şampiyon Atları

Fars-Arap atı diye lanse edilen Safkan asil atlar bugün Suruç Ovası ve bölgesinde

Beraz Konfederasyonun alt kolları olan

Dina

Didan

Karakiçan

Keytkan

Meafen

Mir

Oxiyan

Pijan

Şedadan (Şeddadi)

Şexan

Zerwan

Ahalisi tarafından yetirştirilmektedir. Mir aşiretine ait atlar ile alakalı Dünya Arap Atları Federasyonu(WAHO) da yazan Mary Gharagozlou şunları söyler;

“…bu nesle ait aygırları herkes tarafından faal(üreme için değerli) olarak kabul edilen Obayan Sharak ırkınındı en iyisine sahip olmakla kabul edilen Mirlerin asil atları ve bugüne kadar bu irkin hiç bir kısımı hiç satılmadı, hatta çoğu Araplar arasında normal olduğu şekliyle başka kabilelere de hediye dahi edilmedi.

Suruç ‘ ta özellikle Mirlerin sahip olduğu irk, diğer tüm ırkların üstünde yer almaktadır. Bu ırki çevreleyen birçok inanç var. Mir’lerin sahip olduğu at ırkına sahip olmak, geleceğini korumaktır, çünkü asla yoksun olmazsınız. Yüce konum ve servet getirilebilir ve günlerinizi sağlık ve mutluluk içinde geçirebilirsiniz. Bu atlara kötü davrananlar, zulüm yapanlar, ihtiyaçlarını karşılamayan veya dikkatsiz olanlar üzüntüleri ve talihsizlikleri çok olacaktır. Eğer bir bu asıl atların sahibi onu kötü davranan birine verdiyse, intikam hem eski hem de yeni sahiplerini bulacaktır. Belki de bu temel sebeptir ki, Mir’ler kısraklarından ayrılmadı? Satış, şüphesiz tüm Araplar arasında olduğu gibi, elbette mümkün degil, ancak bu asil atları zaman, hiçbir koşul altında, arkadaşlıklar kurmak için, ortaklıklar, düğün hediyesi olarak asla verilmez. Mirler sunu söyler; eğer bizim kısraklarımızdan birinin sefaletinin sebebi olsaydık, o zaman kısrak gibi acı çeker, başkalarının saygısını yitirerek ve “kara toprağa otururuz” (yoksulluğa kapılmak).

Asil atların ne zamandan beri bu halkta Suruç’ta oldugu sorusunun Mirlere ve gerçeği bilenlere göre cevabi “başlangıçtan beri” kendilerinde demektedirler. Bunun ne anlama geldiği açıklanmaz, ancak orta doğu tarihinin uzunluğu göz önüne alındığında, epeyce uzundur.”

Suruç’un Ataları Xassi(kassitler) tarafindan icat edilen savaş arabasi

Suruç ilçesinde kaçak kazı yoluyla elde edilen tunç araba, Londra’daki Christie’s müzayede kuruluşu tarafından açık arttırmayla satıldı.

Tarihi çok eskilere dayanan, kültürel ve tarihsel miras olarak çok zengin olan Şanlıurfa ne yazık ki, bu tarihi ve kültürel mirasını koruyamıyor. Göbeklitepe’de çalınan tarihi heykel skandalından sonra 1990’lı yılların başında Suruç’taki Avêmur köyü Höyük’ünde bulunan 5 bin yıllık tarihi mezardan kaçak kazı yoluyla çıkartılan 26 cm. uzunluğundaki tunçtan araba Londra Christie’s müzayede kuruluşu tarafından açık artırmada satıldı. Müzayede kuruluşu Türkiye’den kaçırıldığını bildiği halde 4 ile 5 bin yıllık olduğu düşünülen tarihi mirası 178 bin TL’ye sattı. Kuruluş, Kültür Bakanlığı’nın uyarı olarak gönderdiği bilimsel belgeleri dikkate almadı ve bu tarihi eseri açık arttırmayla satışa çıkardı.

21 ci yüz yıldayız Sadece türkiyede demiyorum Dünya çapında şu anda bile at arablarının en yoğun olduğu yer Suruç her evin bir atı ve bir at arabası vardı, hala var olanlar var çünkü bütün işini gücünü at ile gürürlerdi at hayatımızın ayrılmaz bir parçasıydı . Şu anda ise sermaye amaçlı koşu atları kullanılıyor. Tarihi kaynaklara göre atları kutsal sayan Kassitler (Xassiler) Sümer şehirlerine at satmaktaydılar. Yukardaki Garagozlunun açıklamalarından da anlaşılacağı gibi Asil atları dahale kutsal ve Mir aşiretinin atalari Kassitler Zagroslar ile asil atların yurdu olan Batna ( Suruç ) ile Babile ( Irak’a) saldırıya geçerek kendi icatları olan at arabaları sayesinde burasını ele geçirdiklerini düşündüğümüzde de 3500 yıl kadar da eski. Herodotos; “Pers kralı Xerxes’in Hellas ’a(Yunanistan) seferinde Arap askerlerin deve sürdüğünü” (Histories, VII, 86) yazdığını düşündüğümüzde, deve sürücüsü Arapların Kürd atı Asıl “bizimdir” diyerek Farslar ile birlikte sahiplenmeleri içerisindeki bulunduğumuz durumun acı bir özetidir.

Kültürümüzü ve kimliğimizi değerlerimizi anlamak, tarihimize süreklilik kazandırmak, kültürel birliğimizi oluşturmak ve kültürümüzü diğer kültürlerden farklılıklarını anlamak için, kültür değerlerimize sahip çıkmak, tarihi bir görevdir. Özelliklede, günümüzde, kültür mirasımıza sahip çıkmak, bizi yabancılaşmaktan, köksüzlükten, dengesiz davranışlardan kurtarır ve bizi güçlü kılar.

Araştırmacı Halk Yazarı
RECEP FIRAT

Yorum Yap