Bir Sonbahar Akşamı

 Bir Sonbahar Akşamı

Bir sonbahar akşamının yağmuru altından ıslanan anılarımız vardı. Üşüyen tenimin teninde soluklanışlarını hisseder gibiyim. Şimdi geriye dönüp bakınca;

Zaman ne kadar çabuk geçmiş. Bir zaman yangın yeri olan yüreklerimiz, şimdi kendi korlarında arta kalan küllerinde boğulmuş.

 

“-Zaman”

“-Zamanla geçer”

“-Zamanla sadece zaman geçer”

Ağzından düşmemek için dudaklarına sarılmış olan sigarandan araladığın dudaklarınla. Sonra zaman yenik düşeceğimizi hep bilirdin. Bunu gözlerinde ki ifadende hissedebiliyordum.

Her neyse unutmadan yazayım. Hiçte sevmediğin o sonbahar tekrar geliyor ve dizlerinin serzenişlerine boyun eğmeyecek kadar inatçı olsan da, kafa tutman bir işe yaramayacaktır. Sonbaharlar hep gelecek gelmesine de kalacak mı yoksa gidecek mi orasını bilmem pekte mümkün değil. Sonbahara benzetirdin beni ve hep dudağından düşürmediğin sigarandan arta kalan cümlelerinle;

“Senden sonrası kıştır bana…”

Diye böbürlenirdin nikotin yüklü dumanınla. Bütün birikmişlerimizin olduğu kutuda buldum bu mektubunu üzerine aynen şu notu düşmüşsün.

“Baharım, yeryüzüm.

“Sensin beni vatanım

Irak çöllerde yalnızlığa mahkûm edilmişken yüreğim, çıkı verdin. Bulutlar arasından doğan güneş gibi. Şimdi aylardan sensin bana. Yılların acımasızlığından uzaklaşma vaktidir vakit.

 

Sen bahar gözlüm,

varlığınla şenlendirdin bu yüreği. Yüreğim hazır değilken yaşama sarılmaya, yaşam içinde yaşam oldun bana.

Şimdi sen,

Yüreği dünyalardan güzel insan, atışını daha önce hiç duymadığın bu kalp sana tutkun. Burnuna düşen ilk yağmur damlasında buldum hayatımı. Sen henüz yeni güne uyanmışçasına parıldayan güneş, ben ise yüreğine karanlık çökmüş gece. “

Mektubu yeni almışçasına okudum hece, hece. Yazdığın her mısra yeniden yüreğime dokundu. Olmayışına alışmam mı gerekiyor şimdi? Bir yerlerde oturup izliyorsan beni garanti öyle düşünüyorsundur.

Her neyse kalkıp doğruldum yerimden. Bir süre senden yadigâr kalan tüm eşyaları izledim. Tahmin ettiğin gibi kahvem elimdeydi. Aynı odanın dört duvarı karşımda. Perdeler pencerelere sarılmışçasına açılmıyor. Hem sonra alıştım artık bu karanlık günlere. Bazen durup düşünüyorum, acaba bu gözlerine haksızlık mı ediyorum diye. Eğer öyleyse affet ne olursun beni. Zaman ne kadar acımasızca akıyor olsa da geçmiyor bazı şeyler. En azından senin yazma yetini yaşatıyorum. Senden kalan bu ipek kâğıtlara tüm zamanımı işleyerek.

Neşet Bozkurt/ Tek Oda Yalnızlık Kitabından

Yorum Yap