BİTEN İNSANLIK

Hayat herkes için kolay olmuyor. Pandemi süresince herkes evinde birikimlerinden faydalanırken dışarıda kalanların birikim gibi bir lüksü yoktu maalesef. Nafakalarını çöp kutularından, karton toplamadan ve trafik ışıklarından çıkarmaya çalışanların şartları daha da zorlaştı.
 BİTEN İNSANLIK

Her şeyde kıtlık olduğu gibi insanlarında gönlüne merhamet kıtlığı gelmişti. İnsanların zorlu şartların görmezden geliyor ve oralı bile olamıyorlardı. Bu kadar felaketin üst üste geldiği, deprem, pandemi  ve savaşlardan  gerekli dersi çıkaramadıkları gün gibi aşikardı. Ve sanki bu bize az der gibi davranışlar sergiliyorlardı. Hatta o anlarda trafikte seyir halindeyken azda olsa toplanan bir kalabalık gözüme çarptı. Sonra anladım ki bu süreçte nafakasını çıkarmak için trafik ışıklarında çaba gösteren bir annenin zalim ve serseri  birinin tekerlekleri arasında hayatının sona erdiğini görünce  kendi kendime

Eğer insanlığımız buysa ! Batsın dedim.  Ve kendimce  BİTEN İNSANLIK adlı bu  şiirimi kaleme aldım.

 

 

BİTEN İNSANLIK

Yağmurlu bir gündü.

Bu vicdansız kentin bitkin caddelerin

Trafik ışıklarında

Bir o arabaya bir bu arabaya

Bir yaşam yorgunluğuyla geziniyordu kadıncağız

Yağmurdan göz gözü görmüyordu.

Yağmur cama değil de

Can’a vuruyordu sanki.

Ciğeri sökülmüş bu kentte

Sıkış tepiş bir dünya misali

Herkes bir koşuşturma içinde

Kimse onu görmüyordu bile.

Issızdı her taraf tıpkı yüreği gibi

Belki de nabzıyla ısıtıyordu caddeleri

Kadındı o

Her şeyden önemlisi anaydı

Yaşamak istiyordu masumca.

Hayalleri olsun istiyordu geleceğe dair.

Ama nerde…

Belli ki yolu zorlaşmıştı

Çünkü vicdan diye bir şey kalmamıştı yüreklerde

Sadece kalbi değil,

Bakışları da umudu da kırılmıştı garibimin

Gözlerin tenhasında saklanarak

İnsanlığı unutmuş bir şehrin

renkli ışıklarında ekmek davası derdindeydi

Ama nerde…

Kimse onu görmüyordu bile.

Artık ..

oda farkındaydı her şeyin

onun için

Hayat artık umuttan bile ibaret değildi

Bir türlü dikiş tutamamış bu hayatta

Kendince meydan okumuş yaşama

Tırnaklarıyla kazıya kazıya

Ama nafile.

Tek isteği azıcık ekmekti,

Bu keşmekeşlik içinde çocuklarını yaşatmak istemişti.

Ta ki bir serserinin tekerlekleri arasında can verene kadar.

Onu da becerememişti garibim.

Belli ki gelişi davetsizdi dünyaya

Gidişide kimsesiz.

Giderkende köz taşıyordu yüreğinde

Gözyaşı olmasın masumların gözlerinde diyordu.

Kimse aç kalmasın diyordu

İnsanlık ölmesin istiyordu.

Sahi

Çok mu şey istiyordu .. H.O.ASLAN

Yorum Yap