Dünyaca Ünlü Yabancı Yazarların Bilinmeyen Yönleri

 Dünyaca Ünlü Yabancı Yazarların Bilinmeyen Yönleri

1 Öldükten Sonra Ünlenen Yazar: Franz Kafka

Yazarlar hakkında derlediğimiz ilginç bilgilere edebiyat denince akla ilk gelen isim olan Franz Kafka ile başlayalım. Kendine has tarzıyla edebiyat dünyasına unutulmaz eserler armağan eden Kafka, mutsuz bir yazar olarak biliniyor. Peki yüzü hiç gülmeyen yazarımız Kafka’nın bilmediğimiz daha başka ne özellikleri var? Kafka otoriter babası yüzünden özgüven sorunu yaşayan bir çocuktu. Babasının heybetli duruşuna karşın, sahip olduğu çelimsiz ve zayıf vücudu kendisini hep ezik hissetmesine neden oldu. Kafka o dönemde yaşadıklarına ve babasının bu yönlerine, Babaya Mektup isimli kitabında detaylıca yer vermiştir.

Franz Kafka’nın insanlara en ilginç gelen özelliği ise öldükten sonra üne kavuşmasıdır. Eserlerinin hemen hepsi, hayata veda ettikten sonra basıldı. Hatta birçoğunun yakılmasını istemişti ama neyse ki en yakın arkadaşı Max Brod onu dinlememiş ve Kafka vefat ettikten sonra yazdıklarını yayımlatmış. Tüberküloz hastalığı nedeniyle ölen Kafka, yoğun bir şekilde uykusuzluk, baş ağrısı, anksiyete ve şizofreni belirtileri gösteriyordu. Et yemeyi cinayetle eş değer tutan Kafka aynı zamanda sıkı bir vejeteryandı.

 

2 Dostoyevski Tam Bir Kumar Bağımlısıydı

Yazdığı dünya klasikleri kitaplarıyla unutulmaz isimlerden biri olan Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, Rus edebiyatının en başarılı yazarlarından biridir. Biz genel olarak kitaplarını severek okuduğumuz yazarlara bir hayranlık besleriz. Ama bazen gözümüzde canlandırdığımız kadar mükemmel olmayabiliyorlar. Dostoyevski de bu isimlerden biri. Başarılı yazarın çok fazla olumsuz özelliği bulunuyormuş. İlk olarak tam bir kumar bağımlısı olduğunu söyleyelim, sonrasında aşırı şekilde cinselliğe düşkünlüğü ve hırsız yönlerinin olduğunu da ekleyelim. Bu bilgiler rivayet mi yoksa gerçek mi bilinmez ama, Dostoyevski kumar borçlarını ödeyemediği zamanlarda, karısının parasını çalıyormuş. Tıpkı Kafka gibi babasıyla arası iyi olmayan, zor bir hayat geçiren ve aslında bir mühendis olan Dostoyevski’yi tüm kötü özelliklerine rağmen minnetle anıyoruz. Düşünsenize o olmasaydı Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler, Kumarbaz gibi şaheser kitapları nasıl okuyacaktık?

3 Elmasız Yazamayan Friedrich Schiller

Alman kökenli Friedrich Schiller, başarılı bir dram yazarıdır. Yazdığı eserlerin çoğu tiyatroya uyarlanmıştır. Aynı zamanda şair ve filozof olan Schiller bu yazıları elma olmadan yazamıyormuş. Çalışırken masasında mutlaka bir elma bulunduran yazar, ara sıra bu elmayı koklayıp ilham aldığını söylüyormuş.

4 Çöpçatan Jane Austen

En iyi aşk kitapları arasında yer alan Aşk ve Gurur romanının yazarı Jane Austen var sırada. İngiliz edebiyatının önde gelen isimlerinden biri olan Jane Austen hayatı boyunca hiç evlenmedi ve ailesiyle birlikte yaşadı. Buna rağmen yazdığı romanların hemen hepsindeki kadın karakterlerin başını bağladı. Neredeyse evlendirmediği kadın yok! Austen için deyim yerindeyse tam bir çöpçatan diyebiliriz. Romanlarını bu kadar rahat yazan Austen, bekar kızları evlendirme merakını ise ailesinden hep gizlemiş. Austen yazdığı çalışmaları ailesinin okumasını hiç istemezmiş. Hatta yazı yazarken odasına birinin girdiğini duyduğunda, notlarını hemen saklıyormuş. Belki de hiç evlenmemiş kızlarının, romanlarındaki bekar kızları evlendirme çabasının ailesi tarafından duyulmasını istemiyordu.

5 Aleksandr Puşkin’in Tek Yurt Dışı Gezisi Erzurum’du

Rus edebiyatının başarılı isimlerinden Aleksandr Puşkin, soylu bir aileye sahipti. Öyle ki ilköğretimini de evde anne ve babasından almıştı. Daha sonrasında da çok iyi bir eğitim hayatı olan Puşkin, yaşadığı aşklar ve skandallarla hep gündemde olmayı başardı. Aleksandr Puşkin ile ilgili bilinmesi gereken en garip bilgi, gittiği tek yabancı ülkenin Türkiye olmasıdır. Puşkin 1829 yılında, yani Osmanlı İmparatorluğu zamanında, katıldığı Rus ordusu ile birlikte Erzurum’a gitmiş. Burada geçirdiği günleri de Erzurum Yolculuğu isimli kitabında anlatmaktadır.

6 Öfkeli Ernest Hemingway

Ödüle doymayan Amerikalı yazar Ernest Hemingway hem kaleme aldığı eserlerle hem de karizmatik görünümüyle her zaman ilgi odağı olmayı başarmıştır. Ernest Hemingway’in yine kendi gibi bir yazar olan James Joyce ile yakın bir dostluğu vardı. Sık sık çıktıkları bar akşamlarında, Joyce genellikle kavgaya karışırmış. Hemingway de arkadaşı için sürekli birilerini dövmek zorunda kalmış. Bir defasında da kendi hakkında olumsuz eleştiri yapan bir yazar eleştirmenini ilk gördüğü yerde tekme tokat dövmüş. Bitti mi sandınız?

1944 yılında bir dergi için savaş muhabirliği yapmış. Ancak yasalara aykırı olmasına rağmen kuralları çiğnemiş ve bir asker gibi davranmış. Söz dinlemez bir serseri oluşu onun mahkemede yargılanmasına yol açmış. Ancak savaş bittikten sonra bronz madalya almayı da ihmal etmemiş. Hemingway hakkında başka bir ilginç bilgi ise ava olan merakı. Özellikle silahları kullanarak yaptığı balık avları o zamanlar adının çok duyulmasını sağlamış. Bir keresinde de köpek balığıyla girdiği mücadelede, silahını kullanırken yanlışlıkla kendini vurmuş.

7 24 Yaşında Bir Profesör: Friedrich Nietzsche

Filozofluk kimliğinin yanında; yazarlık, şairlik, kültür eleştirmenliği, besteci ve filolog gibi sıfatlara sahip olan Friedrich Nietzsche‘nin söylediği her söz olay olmuştur. Zekası ve hayata bakış açısıyla birçok insan için idol olan Nietzsche’nin 24 yaşında profesör olduğunu biliyor muydunuz? Derslerinde çok başarılı olan Nietzsche hocasının referansıyla Basel Üniversitesi Klasik Filoloji Bölümüne profesör olarak atandı. 24 yaşındayken profesör olan Nietzsche o döneme kadar atanmış, en genç profesör unvanına sahip oldu.

8 Futbolcu Albert Camus

20. yüzyılın en başarılı yazarlarından biri olan Albert Camus‘u ironik yaşam biçimiyle tanıyoruz. Sıklıkla ölümden ve intihardan bahsetmesine rağmen, bir yandan da hayatın yaşanılası olduğunu savunan bir isim. Felsefe bölümünü bitirip, kendini hiçbir zaman bir filozof olarak görmeyen Camus gençliğinde bir futbolcuymuş. 17 yaşına kadar futbol oynayan ünlü yazar, yakalandığı verem hastalığı nedeniyle çok sevdiği futbolu bırakmak zorunda kalmış. 21 yaşında hayatını birleştirdiği eşi varlıklı bir göz doktorunun kızıymış. Eşi morfin bağımlısı olduğu için bu evlilik fazla sürmemiş ve iki yıl sonra sonlandırılmış. Hayatı boyunca sigara içen Camus, çok sevdiği sigarasının adını da bir kedisine vermiş.

9 Haruki Murakami’nin Yemek Kabusu

Hem Japon hem de dünya edebiyatında yeri yadsınamaz ölçüde önemli olan Haruki Murakami‘nin eserleri 50’den fazla dile çevrildi. Tüm zamanların en başarılı yazarları arasında gösterilen Murakami’nin, gençliğinde eşiyle birlikte bir caz kulübü açtığını biliyor muydunuz? Burayı 7 yıl boyunca işlettikten sonra, bir gün beyzbol maçı izlerken bir anda yazma isteği uyanmış ve o başarılı kitapları bu tarihten sonra kaleme almış. Murakami’nin birçok insan tarafından bilinen ilginç yönü ise yemek konulu rüyaları. Kabus derecesinde olan bu rüyalarda ünlü yazar; tırtıllardan yapılmış pastalar, içi panda dolu pilavlar ve yılan etinden yapılmış yemekler görüyormuş. Bu rüyaları görmeye ise birkaç yıl boyunca devam etmiş. Ayrıca tam bir disiplin hastasıymış. Akşam 21:00’de yatıp, sabahın 04:00’ünde uyanıyormuş. Günün 5-6 saatini ise aralıksız yazı yazmaya ayırırmış.

10 Tolstoy’un 13 Çocuğu Vardı

Rus edebiyatının en önde gelen isimlerinden biri olan, ünlü Savaş ve Barış romanının yazarı Lev Tolstoy’un tam 13 çocuğu vardı. 48 yıl süren evliliğin ardından artık yalnız kalmayı ve dünya işlerinden vazgeçmeyi tercih ettiğini söyleyerek, 82 yaşında evinden ayrıldı. Aradan çok geçmeden bir tren istasyonunda donarak ölen Tolstoy’un bilinmeyen bir diğer özelliği ise karısına karşı aşırıya kaçan dürüstlüğü. Dediklerine göre Tolstoy başka kadınlarla yaşadığı cinsel maceraları kaleme alıyormuş. Bu yazdıklarını da eşiyle evlendiği günün gecesinde ona okutmuş. Düğün gecesinde kocanızın eski sevgilileriyle geçen yatak odası anılarını okuduğunuzu düşünsenize? Allah düşmanıma vermesin diyor ve yazarlar hakkında dudak uçuklatan bilgilere devam ediyorum.

11 Yaşlanmak İstemeyen Victor Hugo

Herkes elbette bir gün yaşlanacak, elimiz yüzümüz buruş buruş olacak, hafızamızda birçok şeyi tutamayacak hale geleceğiz. Evet, bunu sağlıklı beslenme, düzenli spor ve bazı operasyonlarla erteleyebiliriz ama kaçışımız mümkün değil. Hepimizin er ya da geç bir gün yaşayacağı ihtiyarlık, bazı insanlarda takıntı derecesinde korkulu bir hal alıyor. Bunlardan biri de dünyanın en kalın romanlarından biri olan Sefiller’in yazarı Victor Hugo. Vücudu diri kalsın diye her sabah buz gibi suyla duş alan Hugo, aynı zamanda sesi güzel olsun diye çiğ yumurta yermiş. Her zaman bakımlı, temiz ve şık görünen Hugo insanların onu daima beğenmesini istermiş.

12 İnsomnia Mark Twain

Asıl adı Samuel Langhorne Clemens olan Mark Twain’in en ünlü kitabı bir çocuk romanı olan Tom Sawyer’in Maceraları‘dır. Bu kitap aynı zamanda daktilo ile yazılan ilk kitap olma özelliği taşıyor. Mark Twain hayatı boyunca insomnia yani uykusuzluk sorunu yaşadı. Geceleri bir türlü uyuyamayan Twain mecburen yazı yazıyormuş. Gündüzleri ise hiç olmayacak yerlerde uyuyakalıyormuş. Twain’in uykusuzluk sorunu o kadar ileri boyuttaymış ki çevresindekilere; “Bana güzel bir yatak verin, size ölümsüz başyapıtlar vereyim.” dermiş. Hayatı boyunca uykusuzluk sorunuyla baş edemeyen Twain’in bir başka özelliği ise stand-up yapması. Bugünkü stand-up gösterilerinin temellerini atan ilk insanlardan biri Mark Twain’dir. Bir keresinde izleyiciler arasında 1. Elizabeth’in olduğu bir gösterisinde, gaz çıkarmak üzerine uzunca bir konuşma yaptığı biliniyor.

13 İntihar Meraklısı William Shakespeare

İngiliz şair ve oyun yazarı olan William Shakespeare hayatı boyunca çok fazla eser kaleme aldı. Soylu bir aileden gelen Shakespeare hiçbir zaman geçim sıkıntısı çekmedi, bu nedenle yazı yazmaya bol bol zaman buluyordu. Eserlerinde dikkat çeken en önemli unsur, intihara çok fazla yer vermesidir. Shakespeare’nin yazdığı oyunlarda toplamda 13 yerde intihar sahnesi gerçekleşiyor. Shakespeare’nin ayrıca bir uçak kazasına sebep olduğunu söylesem? Amerika’da Shakespeare fanatiği olan bir adam, yazarın eserlerinde geçen tüm kuşları New York’a topladı. Shakespeare; sığırcıkların, tarlakuşlarının ve ardıçların New York’ta olmasını istediğinden, tüm bu kuşlar hayranı tarafından buraya getirildi. Bir dönem hayvanat bahçesinde korunan kuşlar zamanla çoğaldı ve 1960 yılında bir uçağın düşmesine yol açarak 62 kişinin ölmesine neden oldu. Shakespeare hakkında sizi şaşırtacak diğer bir bilgi ise tefeci oluşu. Evet Shakespeare yazdığı eserlerden oldukça fazla para kazanmış ama bundan daha fazlasını tefecilik yaparak kazandığı biliniyor.

14 Konuşmayı Seven Virginia Woolf

Tamam tüm kadınlar konuşmayı sever kabul edelim, erkeklere kıyasla derdimizi çok daha fazla kelime kullanarak anlatıyoruz. Allah da bizi böyle yaratmış napalım yani. Ama bakın dünyaca ünlü isimlerin bile çok konuşma alışkanlığı varmış. İngiliz feminist yazar Virginia Woolf konuşmayı çok seven yazarlarımızdan biri. Hatta bir defasında 48 saat aralıksız konuşmuş. Şunu da eklemeden geçmeyelim, sevgili Virginia hayatının büyük kısmını yatakta ve halsiz şekilde geçirmişti. Psikolojik sorunları ve geçirdiği buhran onu epey hareketsiz biri yapmıştı. Ona rağmen, bu kadar çok konuşmak için gereken enerjiyi nasıl bulmuş şaşırdık doğrusu. Virginia ayrıca ressam olan kız kardeşine özenmiş ve yazılarını ayakta yazmaya başlamış. Satırlarında buram buram depresyon koksa da gerçekte çok şakacı biriymiş.

15 Eşcinsellikten Hapis Yatan Oscar Wilde

Genel olarak yazarların biyografilerini biliriz ama onların iç dünyaları, alışkanlıkları, özel hayatları gibi ayrıntılar onlar öldükten sonra gün yüzüne çıkar. İrlandalı yazar ve şair Oscar Wilde’nin cinsel kimliğini artık bilmeyenimiz yok sanırım. Daha çocuk yaşta akranları dışarıda oynarken, o odasını dekore etmeyi tercih edermiş. Hareketleri ve giyim tarzı da her zaman yaşıtı olan erkek çocuklarından farklı olmuş. Oscar Wilde’nin eşcinsel sevgilisine yazdığı mektuplar ortaya çıkınca, 2 yıl hapis cezasına çarptırılmış. Yani eşcinsel mağduriyetini ilk yaşayan insanlardan biri diyebiliriz. Yazarın eşcinsel sevgilisine yazdığı bu mektuplar ise geçtiğimiz yıllarda, açık artırmayla satışa çıkarılmıştı.

16 Kahve Bağımlısı Balzac

Vadideki Zambak kitabını kaleme alan, Fransız yazar Honoré de Balzac tam bir kahve bağımlısıymış. O muhteşem eserleri yazarken haddinden fazla kahve tüketiyormuş. Günde 50 fincan kahve içen Balzac kahve yapmaya zamanı olmadığında veya yapacak birisi yokken kahve çekirdeklerini çiğnermiş. 51 yaşında hayata veda eden yazarın ölüm sebeplerinin başında da kahve tiryakiliği geliyor.Çok fazla miktarda ve koyu kıvamlı tükettiği kahveler midesinde kramplara yol açıyormuş. Ayrıca kalbinin büyümesi ve yüksek tansiyon rahatsızlığının sebepleri de yine kahveymiş. Yani rahmetli Balzac’ı kahve öldürmüş.

17 Boş Zamanlarını Morgda Geçiren Charles Dickens

Tüm zamanların en çok satan kitabı olan İki Şehrin Hikayesi’nin yazarı Charles Dickens, uyurken yüzü hep kuzey kutbuna bakacak şekilde yatarmış. Bu tuhaf uyku alışkanlığının sebebini ise yer küre ve elektrik akımı gibi terimlerle açıklamış. Yazarın hayatı boyunca başka yöne doğru yattığı hiç görülmemiş. Dickens’in takıntıları bununla da bitmiyor. Batıl inançları olan Dickens Cuma günlerinin ona uğur getireceğine inanıyormuş. Ayrıca her şeye üç kere dokunmanın da yine şans getirecek davranışlardan olduğunu düşünürmüş.Tam bir hayvan sever olan Dickens’in şimdi söyleyeceğim özelliği ise yok artık dedirtecek cinsten. Başarılı yazarımız boş zamanlarını kimsesizler morgunda geçiriyormuş. Evet, kimliği belirlenemeyen cesetlerin yer aldığı Paris morguna gider ve burada uzun zaman kalırmış. Bu garip alışkanlığını ise “iğrençliğin çekiciliği” gibi bir ifadeyle tanımlamış.

18 Çapkın Alexandre Dumas

Demir Maskeli Adam, Üç Silahşörler gibi kitapların yazarı Alexandre Dumas’ı hemen her fotoğrafında tonton biri olarak gördük. Meğersem perdelerini kaldırınca, o sevimli, tombul görünümünün altında bir playboy ve Don juan gizliymiş. Evet, Fransız yazar Alexandre Dumas’ın tam 40 sevgilisi olmuş. Bunların çoğu da elbette evliyken yaşanmış ilişkilerdi. Kadınlarla bu kadar ilgilenirken yazmaya ne ara fırsat buldu diye düşünürken çocuklarına da değinmeden geçmeyelim. Dumas’ın hayattayken 4, öldükten sonra da 3 gayrimeşru çocuğu ortaya çıkmış. Diyecek bir söz bulamadım doğrusu, pes!

19 Yazı Yazamayan Agatha Christie

Eserleri en çok çevrilen ve en başarılı polisiye kitaplarının yazarı Agatha Christie meğersem yazılarını kendi yazmıyormuş. Durun hemen yanlış anlamayın, olayı açıklayalım. Agatha Christie’nin disgrafi denilen bir öğrenme bozukluğu varmış. Disgrafi ise kişinin zekası ve her şeyi normalken, yazı yazmakta zorlanılan bir öğrenme güçlüğüdür. Genelde; b-d, f-v, m-n, b-p gibi harfler birbirine karıştırılır. İşte Agatha Christie de bu sorunundan dolayı, kitaplarını dikte ettirerek yazıyormuş.

20 Takıntılı Truman Capote

Amerikalı yazar Truman Capote de takıntılarıyla nam salmış isimlerden biri. Alkole çok erken yaşlarda başlayan Capote, bir süre sonra alkolsüz yazamaz hale gelmiş. Yazılarını yattığı yerden kaleme alan Capote, muhakkak bir şeyler içermiş. Gündüzleri çay ve kahveyle başlayan sıcak içecekler, ilerleyen saatlerde yerini alkollü olanlara bırakıyormuş. Diğer bazı yazarlar gibi batıl inançlara sahip olan Capote, aynı kül tablası içinde 3’ten fazla sigara söndürmezmiş. Ayrıca Cuma günleri hiçbir işe başlamayan, iki tane rahibenin olduğu bir uçağa binmeyen ve rakamlarla takıntısı olan biriymiş. Özellikle telefon numaralarındaki rakamları toplayıp, sonucu uğursuz çıkan kişilerle bir daha görüşmemesi gerçekten çok enteresan bir özellik.

Yorum Yap