Kız Fatma ve Kurtuluş Savaşı 2

 Kız Fatma ve Kurtuluş Savaşı 2

7 Mart 1919’da İngilizlerin Şanlıurfa’yı işgali Mutasarrıf Nüsret Bey’in  tutuklanması arkasından İngilizlerin 1 Kasım 1919’da Urfa’yı Fransızlara teslim etmesi. Fransızların  Urfa’yı işgal etmesi, şehirde yaşayan Ermenileri daha da kudurtmuştu. Onlarda Urfa’yı işgal  edip hakimiyet hayali  kurmaya başlamışlardı. Amaçları bütün Müslümanları öldürmek bütün  şehre sahip olmaktı. Olay çıkarmak için tetikte bekliyorlardı. Urfa kan ağlayan karalar bağlayan bir ölü evine dönüşmüştü. Cepheye giden gençlerin ya  kara haberleri geliyor ya da  yaralı ve  sakat olarak dönüyorlardı. Dönenlerde memleketlerinin düşman  tarafından  işgal altında olduğunu görmelerinin verdiği acı beden acılarından kat be kat  daha acıydı. Esaret ölümden daha acıydı. Bu acıya dayanmak çok zordu.

Fransız Urfa’ya ayak basıyor.

 

Kendi bayrağını yüksek asıyor.

Hilalin yerinde yeller esiyor.

Dağlar taşlar bize mesken olmalı.

Urfalı bu acıya bir son vermeli

 

Fransızların Urfa’yı işgal yetmiyormuş gibi Urfa Ermenilerinin doksan derece çark ederek Fransızların yanında yer alması, insanları kışkırtmaları, Ermeni kızı Ayşe geline karşı yapılanlar, Hacı İbrahim Güllüoğlunun evinin yakılması ve Urfa halkına yapılan taciz  saldırılar halkın Ermenilere karşı olan nefretini artırmıştı. Ermeniler büyük bir ihanet içindeydiler. İşi ayaklanmaya kadar götürmüşlerdi.

 

Belediye Reisi Hacı Mustafa, arkadaşları ve Urfa’ya atanan Binbaşı Ali Rıza gittikçe güçlenen çalışmalar yapmaktaydılar. Binbaşı Ali Rıza Bey, aşiretleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne katmaya çalıştı. Harran’daki Arap aşiretlerini toplayarak hepsini Kur’ânı Kerim üzerine yemin ettirdi. Toplantıya Geysi aşiretinin bütün kabileleri katıldığı halde, Siyala reisi Salih el-Abdullah katılmadı. Ve toplantıyı Fransızlara ihbar etti. Fransızlar karargâhlarına çağırdıkları Ali Rıza Bey’i tutukladılar. Bir fırsatını bulan Binbaşı Ali Rıza Fransız karargâhından kaçarak Siverek’te bulunan aşiretlerin yanına gider. Fransızlar, bölgeye Ali Rıza Bey’in girmesini yasakladılar. Bölgeye girmesine hoşgörülü davrananlara para ve hapis cezası verileceğini ve kendilerine teslim edene 500 lira ödül vereceklerini bir bildiriyle mutasarrıflığa tebliğ ettiler Ali Rıza Bey’in bir yolunu bularak karargâhtan kaçmasından sonra Ertesi gün de Fransız işgalindeki bölgelere gidecek olan kişilere seyahat belgelerinin Fransızlarca vize edilmesi mecburiyetini getirdiler. Artık Fransızlardan izin alamayanlar köylerine dahi gidemeyeceklerdi.

Ali Rıza Bey’ın firarını hazmedemeyen Fransızlar, Urfa halkına ve idareye karşı davranışlarını sertleştirdiler. Ali Rıza Bey’in ellerinden kaçması, Fransızları ve onlara yardım ve yataklık yapan Ermenileri çıldırtmıştır. Şehirde yağma, saldırı, taciz gibi her türlü pisliği yapmaya başlarlar. Amaçları halkı yıldırıp bezdirmek ve boyun eğmelerini sağlamaktır. Fransızlar, mülki idare üzerindeki baskılarını da sürdürdüler. Memurların yaptıkları görevlere atanmalarından Urfa Belediyesinin bütçesine kadar her işe karışmaya devam ettiler. Artık bıçak kemiğe dayanmıştı.

Binbaşı Ali Rıza’nın gidişinden sonra 29 Aralık 1919’da Urfa’ya atanan Ali Saip Ursavaş Urfa’da mücadeleye hazır bir müdafaai hukuk cemiyetiyle karşılaşınca hemen onlarla temasa geçip yapacaklarını gözden geçirirler.  15 Ocak 1920’de şehirde bir ayaklanma çıkarma kararı almışlardı. Bu kararın duyulmasından sonra Ali Saip Siverek’e gitmek zorunda kalmıştı. İlk olarak Suruç Kaymakamı Mesut Bey ve Suruç Jandarma Kumandanlığına vekâlet eden On ikilerden Mülazım-ı Evvel Hüseyin Pertev Efendi’yi tutuklatarak, Ali Saip Ursavaş’ı yakalamak için konuşturmaya çalıştılar. Başaramayınca da Adana yoluyla İstanbul’a gönderdiler.

Ülke bir belirsizliğin içinde yuvarlanıp duruyordu. Yer yer yapılan başkaldırıları, isyanları fırsat bilen İngiltere, asayiş ve sükûnetin sağlanmaması durumunda bölgeyi işgal edeceğini bir nota ile İstanbul Hükümeti’ne bildirmiş.

Padişah bölgedeki güvenliğin sağlanması için Mustafa Kemal Paşa’yı 9. Ordu Müfettişliğine atamıştır. Padişahın emiri ile Mustafa Kemal, Kazım Karabekir ve diğer güvendiği arkadaşlarıyla 19 Mayıs 1919’da Samsun’a gitmiştir. Bu arada Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkış haberleri yurdun dört bir yanın dalga, dalga yayılmıştı. Onu tanımıyor olmamıza rağmen içimizde ona karşı bir güven oluşmuştu. Bütün Anadolu komutanlarına haber gönderen Mustafa Kemal bu kahraman Türk milletine durumun ne kadar vahim olduğunun anlatılmasını ve halkın direnişe geçmesinin önemini anlatan bir genelge göndermişti. 15 Mayıs 1919’da İzmir’de düşmana atılan ilk kurşunla kurtuluş savaşı başlamış oldu. İlk miting 30 Mayıs 1919 Havza’da yapılmıştı. Türk milleti ulusal egemenliğe dayanan bağımsız bir Türk devleti kuracak güçteydi. Ufak bir kıvılcım bu kahraman halkın şahlanmasına yeterdi. İşte bu kıvılcım Mustafa Kemel’in Samsun’a ayak basmasıyla atılan kıvılcımdı. Bütün Türkiye’den direniş haberleri gelmeye başlamıştı. Halk kurtuluşun tek yürek olarak birleşmede ve Milli Mücadele olduğunu anlamıştı. Gelen haberlerde bunun kanıtıydı. Yurdun dört bir yanında millet kenetlenerek milli mücadele başlatmış. Bu mücadele hızla yurdun dört bir yanına yayılmıştı.

İşte bu haberlerle beklenen ilk kıvılcım atılmıştı. Sıra bu kıvılcımı aleve alevlere dönüştürmekti. Sıra kendi göbeğimizi kendimizin kesmesine gelmişti.

 

Yorum Yap