Malabadi Köprüsü

 Malabadi Köprüsü

Malabadi Köprüsü dünyadaki taş köprüler arasında kemeri en geniş olan köprüdür. Diyarbakır – Batman Karayolu üzerinde Silvan 22 km doğusunda Batman Çayı üzerinde kurulan tarihi bir köprüdür. İsmini Mervani Kürd devleti kurucusu Bad’tan almaktadır. Yapımı Mervani Kürd Devleti tarafından yapılmıştır. Hatta hakkında sözlü halk edebiyatıyla günümüze kadar gelmiş tarihi anlatımı bile vardır.

Köprünün güney kısmında, oturan bir erkek figürü bulunur. Bu figürün hemen üstünde de bir çerçeve içinde sivri külahlı ve ayakta duran birisinin, oturan birisine hediye takdimi tasviri bulunur. Oturanın Mervani devleti kurucusu Hükümdarı Sultan bat olduğu hediye taktimi eden sivri külahlı kişinin ise komşu devletlerden gelen bir elçi hediyeler getirdiği rivayet edilir. Güney cephesinde ise yerli halkın ataları olan Medleri temsil eden güneş ve aslan figürü yer almaktadır.

 

Mervaniler de Med atalarının işlediği figürleri yaptığı eserlerine işlemiştir.

Güney cephesinde yer alan Güneş

Mezopotamya kültürünün temelinde, güneş var. Güneş, Mezopotamya halkının kolektif bilincinde ve kolektif sosyal psikolojisinde çok önemli yer tutar. Bununda nedeni yaşadıkları coğrafyadır. Mezopotamya halkının, yaşadığı toprakların iklimine ve uğraşlarına bakıldığında güneşin belirleyici rolü hemen anlaşılır.

Mezopotamya halkının Güneşi kutsal bir varlık olarak görmelerinin tarihi bir temeli var.

Rojda ismi “güneşin doğumu” demektir. Özelde Mezopotamya halkının Krallıkları Güneş ile sembolize edilirdi. Güneş de onları… Bu sebeple Mezopotamya halkı güneş sembolünü çok kullanmıştır tarih boyunca.

Günümüz Med bayrağı üzerindeki güneş 21 ışınlıdır. Bu Newroz’u yani 21 Martı temsil eder. (Miladi takvime göre) 21 Mart Newroz devrimi ile ilk Aryen İmparatorluğu olan Med Devleti kuruldu. Mezopotamya Kültür mirasının sembolü olan Güneşli bayrak ulusal derinliği ve tarihsel köklülüğünün ifadesidir

Güney cephesinde yer alan Aslan

Mezopotamya’da kuvvetin ve kudretin müşterek sembolü: Aslan

Tarih boyunca pek çok kültürde aslan figürüne rastlarız. Aslan, tarihte karşımıza kutsal addedilen mekânların ve hükümdar tahtlarının bekçisi, tanrı/tanrıçaların biniti ve koruyucusu, hayvanlar kralı, güneş sembolü olarak çıkabilmektedir.
Aslan Mezopotamya’da tanrıçanın olağan binek hayvanıdır Aslan, Anadolu evliya menkıbelerinde erenlerin biniti olarak da tasvir edilmiştir
Med geleneğine baktığımızda kurdukları imparatorluktan hâkim olduğu topraklardan aslanın bir anlamıyla haklı savaştaki yenilmezliğin, adaletin ve cesaretin sembolü olduğunu görürüz. Aslanın, gücü sembolize ettiği kadar vahşiliği ve yok ediciliği de sembolize ettiği de ifade edilir Güneşin yaratıcı kudret, yaşam kudreti olduğunu düşündüğümüzde aslanın bir anlamıyla yaşamı sembolize ettiğini söyleyebiliriz. Mezopotamya halkının tarihinde genellikle iyinin kötüyü yenmesinin ve kudretin simgesi olmuştur. İslamiyet’ten sonraki minyatürlerde, barışın, huzurun, adaletin, mutluluğun simgesi olarak kullanılır Mezopotamya topraklarında halk hikâyeleri incelendiğinde hikâyelerdeki aslan figürünü bu günde görebiliriz.

Mimar ve seyyah Albert Gabriel bu köprü için “Modern statik hesabının olmadığı devirde, bu açıklıkta o zaman için böyle bir eser hayranlık ve takdire muciptir. Ayasofya’nın kubbesi köprünün altına rahatlıkla girer” diye yazmıştır.
Malabadi Köprüsü’nün tarihini yapımını ismiyle ilgili gerçeği sözlü Halk edebiyatı ve tarihi anlatır:
Mervani Devleti döneminden kalan Malabadi köprüsü
Mervani Devleti kurucusu Bad’tın sevdiği kız suda boğulunca, köprüyü yapan Bad’dan alır. Bad, nehrin karşı kıyısında yaşayan bir kıza âşıktır. Nehrin üzerinde köprü yoktur, Bad sevdiği kıza ulaşamaz. Her ikisi sadece nehrin kıyısından karşı karşıya konuşurlar. Kız bir gün, Bad’ın yanına gitmeye çalışır fakat daha karşı tarafa ulaşamadan suya kapılır. Genç Bad, tüm aramalarına rağmen, sevdiği kızı bulamaz.
Bad, o dönem Silvan Bey’i MeyaFarqin’in yanına gider ve “Sevdiğim kız yanıma gelmeye çalışırken suya kapılıp boğuldu. Gelin burada bir köprü yapalım, insanlar rahatça geçebilsinler, sevdiklerine kavuşabilsinler ”der. Silvan Beyi’nin adamları köprüyü yarıya kadar yapar ancak köprünün kemer açıklığı İstanbul’daki Ayasofya Camisi’nin kubbesinden daha büyük olur. Bad’ı yanına çağıran bey, köprünün kalan yarısını yapıp yapamayacağını sorar. Yapabileceğini söyleyen Bad, beye şu şartı koşar; “Köprünün kalan yarısını tamamlarsam, senin sağ elini bilek hizasından keseceğim.” Aynı şekilde Silvan Bey’i de Bad’a köprüyü tamamlayamazsa sağ kolunu keseceğini söyler. Her ikisi şartları kabul eder ve Bad köprünün kalan yarısını yapmak için kolları sıvar. Bad köprünün kalan yarısını tamamlar ve beyin sağ kolunu bilekten keser. Daha sonra bu tarihi gerçek sözlü halk edebiyatı tarihi ile dilden dile günümüze kadar gelir. Köprünün ismi mal (ev) ve Bad ismini birleştirerek ‘Malabadi’ adı verilir.
Kültürümüzü ve kimliğimizi anlamak, tarihimize süreklilik kazandırmak, kültürel birliğimizi oluşturmak ve kültürümüzü diğer kültürlerden farklılıklarını anlamak için, kültür değerlerimize sahip çıkmak, tarihi bir görevdir. Özelliklede, asimilasyonun canavarlaştığı günümüzde, kültür mirasımıza sahip çıkmak, bizi yabancılaşmaktan, köksüzlükten, dengesiz davranışlardan kurtarır ve asimilasyona karşı güçlü kılar.

Yorum Yap