Remziye Acemoğlu “Konuşan Dikiş Makinesi” Röportaj

 Remziye Acemoğlu “Konuşan Dikiş Makinesi” Röportaj

Bize kendinizi tanıtır mısınız?

   Şanlıurfa’nın gözde olmayan sokaklarında ışıkları parıl parıl parlayan bir evde doğdum. Çok kardeşli bir ailenin çocuğu olmanın zorluklarıyla büyüdüm. Annemin mücadeleci ruhuyla besledim yüreğimi. Babamın cesaretini hayatımın her dönüm noktasında kullandım. Hep yeni yeniden başladım. Dizlerim kanasa da kendi yaralarımı sarıp tekrar yoluma devam ettim. Kitap okuyarak ve düşünerek kendimi geliştirdim. Herkes uyurken benim ayakta olmam gerekiyordu. Anadolu üniversitesi Türk Dili Ve Edebiyatı bölümünü okudum.  Harran Üniversitesinden Pedagojik Formasyon belgesini aldım. Mezun olduktan sonra “henüz bitmedi devam etmeliyim”, dedim. Çocuklarıma ulaşmalıydım. Okul benim ikinci evimdir. İnsanoğlu hep ait olduğu yeri arar durur. Ben ait olduğum yeri biliyordum. Ve iş hayatıma büyük bir heyecanla başladım. Her sınıfa aynı tutku aynı heyecanla giriyorum. Ait olduğum yerde olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Her yüreğe bir iz bırakmanın gururuyla hayatıma devam ediyorum. Özel bir kurumda edebiyat öğretmeni olarak görev yapıyorum. Gelişime açık bir şekilde yoluma devam ediyorum. Farklı olmak fark yaratmak en büyük heyecanım diyebilirim.

Kitap yazmaya nasıl başladınız?

Biraz düşününce aklıma çocukluk döneminde günlük tutmayla başladığımı fark ettim. Hayatımın dönüm noktalarını nakış nakış işlemiştim. Çalıştığım kurumda küçük hikâyelerle çocukların hayatlarına iz bırakabileceğimin de farkına vardım. Tabi bunlar hep düşüncedeydi. Tuncay İşlek hocamla tanıştıktan sonra içimdeki potansiyeli gören ilk o oldu. Bana hayatta bir iz bırakmam gerektiğini söyledi. Yazmaya Tuncay hocamın verdiği cesaretle başladım. Benim bu hayattaki en büyük şansım Tuncay hocayla tanışmamdı diyebilirim. Üzerimdeki emeği ve desteği asla inkâr edilemez. Bana olan inancı, sabrı önümdeki tüm engelleri aşması benim için büyük avantaj oldu. Kendimi gerçekleştirme adına “Mutluluk Gezegeni” adlı ilk hikâyemi yazdım. Yayımlandıktan sonra içimde büyük bir boşluk hissettim. Ve ikinci bir hikâye daha yazmam gerektiğine inanarak yeniden yazdım. İkinci hikâyem olan” Konuşan Dikiş Makinesi” hayatımda bıraktığım ikinci iz olarak tarihe geçti. Sanırım kendimi durduramayacağım artık. Durmak düşmektir. Yazmaya durmadan devam edeceğim.

 

Kitabınızın yayımlanma serüveninden biraz bahseder misiniz?

Heyecanlı bir serüvendi. Yazım aşaması ayrı düzenleme aşaması ayrı yayımlanma aşaması ayrı bir tattı. Sanki çöle düşen birer damla yağmur gibiydi. Hasret ve heyecanlı bir bekleyişti. Yayınevinin özenli çalışması benimle beraber o heyecanı yaşaması büyük bir samimiyetti. Kapak tasarımı, iç düzenlemesi ve her aşaması onayımın alınmasıyla gerçekleşti. Akabinde tüm seçkin kitapçılarda satışa sunulması ise son aşamasıydı. Hepsinde büyük bir emek vardı. Teşekkür ederim.

Kitabınız için yararlandığınız kaynaklar ve esinlendiğiniz noktalardan bahseder misiniz?

Esinlendiğim noktalar kendi hayatım ve okuduğum hikâye kitaplarıydı. Hayatımdaki bütün dönüm noktalarını kurguladım. Çocukların hayal dünyalarında kendimi küçük bir kız çocuğu olarak yaratmak istedim. Aslında kendimi ölümsüzleştirmek istedim. Hayatta belki de en korkulacak şey unutulmaktır. Çocukken okuduğumuz hikâyelerin yaşımız kaç olursa olsun hala hafızamızda olması beni harekete geçirdi. Bir çocuğun kalbinde ve aklında yer edinmek ne büyük servettir diye düşündüm. 

Son olarak okurlarınıza ve yeni yazar adaylarına tavsiyeleriniz nelerdir?

Okurlarımdan istediğim tek şey okurken gerçek bir hayatın kurgulanmış olduğu bilinciyle okumalarıdır. Gerçekçilik her daim daha etkilidir. Yüreklere daha çok işlenir. 

Yeni yazarlara ise kendi potansiyellerinin farkına varıp korkmadan yazmalarını tavsiye ediyorum. İz bırakmak, ölümsüzleşmek için geç kalmadan çok okuyup çok düşünüp harekete geçmeleri gerektiğini söyleyebilirim. Herkes düşünür ama herkes harekete geçemez.

 Teşekkür ederim.

Yorum Yap